AÖL Türk Edebiyatı 1 Konu Anlatımı: Şiir

AÖL Türk Edebiyatı 1 Konu Anlatımı: Şiir

Özeti hazırlayan: Zeynep Çevik

ÜNİTE – II

COŞKU VE HEYECANI DİLE GETİREN METİNLER (ŞİİR)

A.   ŞİİR VE ZİHNİYET

Her sanat eseri yazıldığı dönemin izlerini taşır. Sanatçılar da sosyal bir çevre içerisinde yaşarlar ve içinde yaşadıkları sosyal ve kültürel olaylardan etkilenirler. Şiirler de içinde yaşadıkları çağın zihniyetini yansıtırlar. Türk edebiyatı başlan- gıçtan bu güne gelinceye dek kültür, sanat, siyasi ve sosyal alanda pek çok aşamalar geçirmiştir. Başlangıçtan bugüne dek gelişen Türk edebiyatı şöyle sı- nıflandırılır:

  1. İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı
  2. İslami Devir Türk Edebiyatı
  3. Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı

1.       İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı (5. yy – 10. yy)

Ne zaman başladığı hakkında kesin bilgiler yoktur. Ancak diğer ulusların ede- biyatlarında olduğu gibi Türk edebiyatında da destan devrine dayanan zengin sözlü bir edebiyatın olduğu bilinmektedir. Bu dönem edebiyatı sözlü ve yazılı ol- mak üzere ikiye ayrılır. Sözlü edebiyatın belli başlı ürünleri destan, koşuk, sağu ve savdır. Yazılı edebiyatın belli başlı ürünleri ise Göktür yazıtları yani Tonyukuk Anıtı, Kül Tigin Anıtı ve Bilge Kağan Anatı’dır.

2.       İslami Devir Türk Edebiyatı (10. yy – 19. yy)

Türkler 10. yüzyıldan itibaren topluluklar hâlinde İslamiyet’i kabul etmeya başla- dılar. Türkler yeni din ve kültürün etkisinde mimari, bilim, edebiyat ve sanat ala- nında önemli eserler ortaya koydu. Kutadgu Bilig, Divanu Lügati’t Türk, Atabetü’l Hakayık, Divan-ı Hikmet, Çarhname, Yusuf ile Züleyha bu dönemde yazıldı. İs- lami devir Türk edebiyatı üçe ayrılır:

  • Tasavvuf Edebiyatı (11. yy – 19. yy)
  • Klasik Edebiyat (13. yy – 19. yy
  • Halk Edebiyatı (13. yy – 19. yy)
  • Aşık Edebiyatı
  • Anonim Halk Edebiyatı

3.       Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı (19. ve 20. yy)

Osmanlı Devleti, 18. yüzyıldan itibaren yönetim, siyaset, eğitim ve askerlik alan- larında hızla gerilemeye başlamıştır. Bu çöküşü engellemek için 19. yüzyıldan itibaren zaman zaman birtakım düzenlemeler yapılmıştır. Toplum hayatındaki bu değişiklikler kısa bir süre sonra kültür, sanat ve edebiyata da yansımıştır. Batı kültürüyle yetişen kuşak yeni bir edebiyat çağırını başlatmıştır. Bu dönem altıya ayrılır:

  • Tanzimat Devri Türk Edebiyatı (1860 – 1895)
  • Edebiyatı-ı Cedide (1896 – 1901)
  • Fecr-i Ati Topluluğu (1909 – 1912)
  • Millî Edebiyat Dönemi (1911 – 1923)
  • Millî Mücadele Dönemi Edebiyatı (1918 – 1922)
  • Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı (1923 – 1950)

B.   ŞİİRDE AHENK

Şiirde ahenk sağlayan ögeler şunlardır: Ölçü, uyak, aliterasyon, vurgu ve ton- lama. Nazımda dizelerin uyduğu kalıba “ölçü” denir. Türk şiirinde üç tür ölçü kullanılmıştır. Bunlar; hece, aruz ve serbest ölçüleridir.

1.       Hece Ölçüsü

Dizelerdeki hecelerin sayıca eşitliğine dayanır. Türk şiirinin ulusal ölçüsüdür. İs- lamiyet öncesi dönem ile halk ve tasavvuf şiirlerinde bu ölçü kullanılmıştır. Halk şiirleri hece ölçüsüne “parmak hesabı” derdi.

Durak: Halk şiirinde ahengi sağlamak amacıyla sözcüklerin gruplandığı yerlere denir.

2.       Aruz Ölçüsü

Dizelerdeki hecelerin açıklık – kapalılık (uzunluk – kısalık) bakımından değerle- rinin eşitliğine dayanır.

Açık – Kapalı Hece: Türkçede uzun ya da kısa hece yoktur. Ancak onun yerine açık ve kapalı heceler vardır. Ünlüyle biten heceye açık, ünsüzle biten heceye de kapalı hece denir.

Birleşik Hece: Arapça ve Farsçadan dilimize giren bazı sözcükler bir uzun bir kısa hece değerindedir.

Aruz ölçüsünde bazı kurallar vardır. Bunlar şöyle sıralanabilir:

  • Dize sonlarındaki bütün heceler açık da olsa kapalı sayılır.
  • Kısa bir heceyi ölçü gereği uzun okumaya “imale”
  • Uzun bir heceyi ölçü gereği kısa okumaya “tihaf”
  • Kapalı bir heceden sonra ünlüyle başlayan açık bir hece geliyorsa, ölçü ge- reği kapalı hece açık duruma gelebilir. Buna “ulama”
  • Bir şiiri aruz ölçüsüne göre okumaya “takti”

3.       Serbest Ölçü

Duygu, düşünce ve hayallerin dizelerin ölçü ve uyak kuralına bağlı olmadan şairin isteğine göre kullanılmasıyla oluşan ölçüye denir.

Uyak (kafiye) ve Redif: Nazımda dize sonlarındaki ses benzerliğine uyak denir. Dize sonlarında aynen tekrar edilen ve aynı görevi gören ek, takı ve sözcüklere de redif denir. Türk şiirinde uyak, seslerine ve düzenlerine göre ikiye ayrılır.

a.       Seslerine Göre Uyak

Yarım Uyak: Dize sonlarındaki ses benzerliği tek sese dayanıyorsa bu uyağa yarım uyak denir.

Tam Uyak:Ses benzerliği iki sese dayanıyorsa buna tam uyak denir.

Zengin Uyak: Ses benzerliği iki sesten daha fazla ise buna zengin uyak denir.

Tunç Uyak: Uyaklı olan sözcüklerden biri diğerinin içerisinde aynen tekrar edi- yorsa buna tunç uyak denir.

Cinaslı Uyak: Dize sonlarındaki yazılışları ve söylenişleri aynı, anlamları farklı olan sözcüklere cinaslı uyak denir.

b.      Düzenlerine Göre Uyak (Uyak Örgüsü)

Düz Uyak (aaaa): Nazım birimindeki dizeler kendi aralarında uyaklanmışsa buna düz uyak denir.

Sarma Uyak (abba): Birinci ile dördüncü, ikinci ile üçüncü dizeler kendi araların- da uyaklanmışsa buna sarma uyak denir.

Çapraz Uyak (abab): Birinci ile üçüncü, ikinci ile dördüncü dizenin kendi arala- rında uyaklanmasına denir.

Aliterasyon: Bir dizede, beyitte aynı ses ya da ses grubunun tekrarlanmasın- dan doğan ahenge denir.

Vurgu ve Tonlama: Bir şiirde bazı sözcükler diğerlerine göre daha baskın oku- nur. Buna vurgu denir. Tonlama ise sesin yükselip alçalmasıdır.

C.   ŞİİR DİLİ

Şair duygu, düşünce ve hayallerini sözcüklerle anlatır. Günlük konuşma dili ile şiir dili birbirinden farklıdır. Şiir dilinde şair imgelerden ve izlenimlerden yararla- nır. Şiirde sözün gücünü artırmak amacıyla birtakım söz sanatlarına başvurulur.

Türk edebiyatında kullanılan edebi sanatlardan bazıları şunlardır:

Cinas: Yazılışları aynı anlamları farklı olan sözcüklerin dize sonlarında kullanıl- masına cinas denir. Türkçedeki sesteş sözcüklerle yapılır.

Benzetme (Teşbih): Aralarında ortak nitelik bulunan iki varlıktan zayıf olan güç- lü gibi gösterme sanatına denir. Benzetme sanatında ikisi temel, kisi de yardımcı öge olmak üzere dört öge bulunur. Benzeyen, kendisine benzetilen temel öge- ler; benzetme edatı, benzetme yönü de yardımcı ögelerdir. Benzetmenin dört ögesiyle yapılana tam benzetme (teşbih-i mufassal), temel ögeleriyle kurulan benzetmeye güzel benzetme (teşbih-i beliğ) denir. Benzetmenin temel ögelerin- den biriyle yapılan benzetmeye istiare (iğneleme) denir. İstiarede sözcük ben- zetme amacı güdülerek kendi anlamı dışında kullanılır.

  1. Açık İstiare: Sadece kendisine benzetilenle yapılan
  2. Kapalı İstiare: Sadece benzeyenlerle yapılan istiaredir. Kapalı istiarede ben- zetme yönü kullanılır.

Tenasüp: Aralarında anlam bakımından ilgi ve uygunluk bulunan sözcükleri di- zede ya da beyitte bir arada kullanma sanatıdır.

Tevriye: İki anlama gelebilen bir sözcü, yakın anlamını göstererek, uzak anlamı- nı da düşündürecek biçimde kullanma sanatıdır.

Kinaye: Bir sözü aynı anda hem gerçek hem de mecaz anlamıyla birlikte kul- lanma sanatına denir.

Hüsn-i Ta’lil: Bir şeyin oluşunu gerçek oluş nedeni dışında daha güzel bir ne- dene bağlama sanatıdır.

Teşhis ve İntak (Kişileştirme ve Konuşturma): İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıklara, insan benliği verme sanatına kişileştirme (teşhis) denir. Teşhis sana- tındaki varlıkların konuşmasına da intak (konuşturma) denir.

Abartma (mübalağa): Duygu ve düşünceleri daha güçlü göstermek için, bir şeyi gerçek oluşundan ya çok fazla ya da çok küçük gösterme sanatına denir.

Tezat (Karşıtlık): Birbirine karşıt (zıt) anlamlı kavramları bir arada kullanma sa- natına denir.

Tariz: Söylenen sözün ya da kavramın gerçek ve mecazlı anlamı dışında büs- bütün tersini kastetme sanatıdır.

Telmih: Bir dizede ya da beyitte kullanılan bir sözle geçmişteki bir olayı anım- satma sanatına denir.

İrsalı Mesel: Söze güç katmak amacıyla bir dize ya da beyitte atasözü niteliğin- de özlü söz kullanma sanatına denir.

Tekrir: Sözün etkisini güçlendirmek için sözcük ya da sözcük öbeklerini yinele- meye denir.

D.   ŞİİRDE YAPI

Genel anlamda duygu, düşünce ve hayallerin uyaklı dizeler hâlinde örülmüş biçimine “nazım” denir. Nazım, anlam ve ses kaynaşmasından oluşan birim- lerin birleşmesiyle meydana gelmiştir. Nazımda (şiirde) kendi arasında anlam bütünlüğü taşıyan en küçük bölüme nazım birimi denir. Halk şiirinde nazım birimi dörtlük, divan şiirinde beyit, çağdaş şiirlerde dizedir.

Türk edebiyatında kullanılan nazım birimleri şunlardır:

Dize (Mısra): Şiirin her satırına denir. Bir şirin en güzel dizesine mısra-ı berceste (güzel mısra) adı verilir. Hiçbir nazıma bağlı olmayan ve tek dizeden meydana gelen nazımlara azade mısra denir.

Beyit: Aynı ölçüyle söylenmiş aralarında anlam bütünlüğü bulunan iki dizeye denir. Hiçbir nazıma bağlı olmayan, tek beyitten meydana gelen nazımlara müf- ret denir.

Üçlük: Üç dizeden oluşan nazım birimine denir.

Dörtlük: Dört dizeden oluşan naım birimine denir. Ulusal edebiyatımızın nazım birimidir.

Bent veya Kıt’a: Şiiri oluşturan dörder, beşer, altışar ve daha fazla dizelik kü- melere denir.

Nazım biçimi: Şiirin dış yapısıdır. Dizelerin kümelenişi, ölçüsü ve uyak düzenine göre aldığı biçimdir. Türk şiirinde kullanılanlar:

  1. Halk şiiri nazım biçimleri: Koşma, semai, ilahi, mani, türkü
  2. Klasik Türk şiiri nazım biçimleri: Gazel, kaside, mesnevi, müstezat, terkib-i bend, terci-i bend, rubai, murabba, şarkı, tuyuğ.
  3. Batı etkisinde gelişen Türk edebiyatı nazım biçimleri: Serbest nazım, sone, terzerima

E.   ŞİİRDE TEMA

Şiirde üzerinde durulan her şey konudur. Fakat konluar şairlerce farklı yönlerden ele alınmıştır.

F.   ŞİİRDE GERÇEKLİK VE ANLAM

Şairler doğayı ve doğadaki olayları anlatırken izlenimlerden ve deneyimlerden yararlanırlar. Gerçekleri duygu, düşünce ve hayal dünyalarından geçirerek bize aktarırlar. Sözcüklere günlük anlamın dışında başka anlamlar yüklerler; mecaz, imge, hayaller, duygu ve düşüncelerini süsler.

G.   ŞİİR VE GELENEK

Halk şiiri ile klasik (divan) şiir geleneği yüzyıllar boyu devam etmiştir. Divan şii- rinde aruz ölçüsü kullanılmıştır. Dili halk şiirine göre daha ağırdır. Arap ve Fars edebiyatlarının etkisi görülür. Halk şiirinde ise hece ölçüsü kullanılmıştır. Nazım birimi dörtlüktür.

H.   YORUM

Bir şiir okuyucunun kültürüne, anlayışına, zevkine ve o an içinde bulunduğu duruma göre anlam kazanır. Bir şiir yorumlanırken şairin açıkça söyledikleri- nin yardımıyla söylenmeyenler belirlenir. Şairin anlatmak istediği kavranmaya çalışılır.

1.       Metin ve Şair

Şiirle şair arasındaki ilişki ağı çok boyutludur. Bu ağ; şairin yaşam öyküsü, kişisel özellikleri, dünya görüşü, kültürel birikimi vb. ile yaşadığı dönemin şiir zihniyet, şiirde işlenen tema, şiirin yapısal özellikleri, ahenk unsurları vb. ögelerden olu- şur.

2.       Manzume ve Şiir

Edebiyatta nazım yazarına nazım; nazım şeklinde yazılmış kısa eserlere man- zume, uzun olanlarına da manzum eser denir. Edebiyatımızda hikâyenin nazım şeklinde (ölçülü, uyaklı ve dizeler hâlinde) yazılmış biçimine manzum hikâye adı verilir.

İçten gelen duygu ve düşünceleri, coşkulu bir dille anlatan şiirlere “lirik şiir” denir. Savaş, kahramanlık, yiğitlikv e yurt sevgisi gibi konular ile tarihsel olayları coşkulu bir anlatımla dile getiren şiirlere “epik şiir” denir. Herhangi bir konuda bilgi vermek, nasihat etmek, yol göstermek amacıyla yazılan şiirlere “didaktik şiir” denir. Doğa güzelliklerini, ormanları, kırları, yaylaları ve çoban hayatını an- latan şiirlere “pastoral şiir” denir. Kişlerin ya da toplumun kusurlarını, yanlış ta- raflarını göstermek amacıyla yazılan şiirlere “satirik şiir (yergi)” denir. Manzum olarak yazılmış tiyatro türündeki şiirlere “dramatik şiir” denir.

MANZUME VE ŞİİR ÖRNEKLERİNİ İNCELEME

A. HALK EDEBİYATI

İslamiyet öncesi dönemde başlayan ve geniş halk kitleleri arasında varlığını sür- dürerek günümüze dek yaşayan bir edebiyattır.

  • Dil, halkın kullandığı konuşma
  • Hece ölçüsü kullanılmıştır.
  • Nazım birimi dörtlüktür.
  • Eserler saz eşliğinde söylenmiştir.
  • Yarım ya da cinaslı uyak kullanılmıştır.
  • Aşk, doğa güzellikleri, ayrılık, yiğitlik, özlem gibi konular işlenmiştir. Halk edebiyatı üç ayrı koldan gelişmiştir.
  1. Dini Tasavvuf Halk Edebiyatı: Din ve tasavvuf konuları işlenmiştir. Başlıca ürünleri; ilahi, nefes, sathiye, hikmet, nutuk, deme,
  2. Anonim Halk Edebiyatı: Halkın ortak malıdır. Başlıca ürünleri, türkü, mani, ninni, tekerleme, bilmece, masal, atasözü, fıkra, halk öyküsü, karagöz ve orta oyunudur.
  3. Aşık Edebiyatı: Aşk, ayrılık, doğa güzellikleri vb. konuları işler. Koşma, se- mai, varsağı, destan vb. başlıca ürünleridir.

1.               Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı

“Tanrının niteliği nedir?”, “Evren nasıl olmuştur?”, “İnsan ve varlık ne- dir?” gibi sorulara yanıt arayan din felsefesine tasavvuf denir. Diğer adı Vahdet-i vücuttur. Tasavvuf düşüncesine göre evrende tek bir varlık vardır. O tek varlık da Tanrı’dır. Ezeli ve ebedî olan o tek varlığa salt varlık (vücud-ı mutlak) denir. Salt varlık aynı azmanda salt güzellik (hüsn-i mutlak)tir. İnsan nefsini terbiye ederek yani dünya isteklerinden vazgeçerek Tanrı’ya ulaşılabilir. Buna tasavvufta fena- fillah mertebesi denir. Bu düzeye erişmiş kişiye olgun insan (insan-ı kamil) denir. İşte tasavvuf düşüncesini işleyen edebayata tasavvuf edebiyatı denir. Hallacı Mansur, Ahmet Yesevi, Seyyit Nesimi, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre ve Mevla- na gibi düşünürler ve şairler bu alanda eserler vermiştir.

Tasavvuf şiirinin özellikleri

  • Dil halkın Din yoluyla Arapça ve Farsça sözcüklere de rastlanmaktadır.
  • Genel olarak hece ölçüsü kullanılmıştır. Az da olsa aruz ölçüsü kullanılmıştır.
  • Nazım birimi dörtlüktür. Bazı şairler beyiti de kullanmışlardır.
  • Yarım uyak kullanılmıştır.
  • Tanrı ve Tanrı’ya karşı duyulan aşk tema olarak işlenmiştir.

İlahi: Tanrı sevgisini dile getiren şiirlere ilahi denir. 7 – 8 ya da 11’li hece ölçü- süyle yazılırlar. Kendine özgü bir besteyle söylenirler. Koşma tarzında uyaklanır.

Nefes: Bektaşi şairlerinin tarikatlarıyla ilgili konularda yazılan şiirlerdir. 7, 8 ve 11’li hece ölçüsüyle yazılır. Nazım birimi dörtlüktür ve koşma tarzında uyaklanır. Kendine özgü bir bestesi vardır.

Hikmet: Din konularını şairin anlayış ve sezgisel göre işleyen nazım türüdür. Genellikle aruz ölçüsü kullanılır.

Nutuk: Mürşitlerin (tarikatta yol göstericiler) müritleri (tarikata yeni giren derviş- ler) aydınlatmak amacıyla söyledikleri şiirlerdir.

Devriye: Varlığın Tanrı’dan çıkarak evreni dolaştıktan sonra tekrar Tanrı’ya dön- mesini anlatan şiirlere denir.

Sathiye: Tanrıyla şakalaşır, konuşur gibi yazılan şiirlere denir.

Ayin: Törenleri anlatan şiirlere denir.

 

2.               Anonim Halk Edebiyatı

  • Sözlü bir geleneğe dayandığı için yöresel özellikleri yansıtır.
  • Halkın anlayabileceği bir dilde söylenmiştir.
  • Hece ölçüsü kullanılmıştır. 7, 8 ve 11’li hece ölçüsü kullanılmıştır.
  • Nazım birimi dörtlüktür.
  • Yarım ya da cinaslı uyak kullanılmıştır.

Ninni: Annelerin çocuklarını uyuturken söyledikleri nazım veya nesir hâlindeki sözlere denir. Özel bir ezgiyle söylenir. Söyleyeni belli değildir.

Bilmece: İnsanlar bilmeceleri çevrelerinde gördükleri varlıkları, benzerlik, ilgi, tat vb. özelliklerindenyararlanarak yaratırlar. Genellikle kimin söylediği belli de- ğildir. Bir kısmı nazım bir kısmı da nesir hâlindedir.

Mani: Üçe ayrılır.

  • Düz Mani: Dört dizeden oluşur ve 7’li hece ölçüsüyle yazılır. 4 + 3 duraklıdır. Uyak düzeni aaxa şeklindedir.
  • Cinaslı Mani: Dizelerinde cinas bulunan manilere denir. Kesik mani de de- Kesik bir dizeyle başlarlar.
  • Yedekli Mani: 6 dizeden oluşurlar. Uyak düzeni aaxaxa ya da axaxax şek- lindedir.

Türkü: Besteyle söylenir. Hece ölçüsünün 7, 8 ve 11’li kalıplarıyla yazılır. Türkü- lerde “ah”, “aman” gibi ünlemler bulunur. Uyak düzeni aaab şeklindedir. Türkü- lerdeki son dizeler her dörtlüğün sonunda tekrar edilir buna nakarat denir.

3.               Aşık Edebiyatı

  • Sözlü bir edebiyattır. Saz eşliğinde söylenir.
  • Sade bir dil kullanılır.
  • Nazım birimi dörtlüktür.
  • Hece ölçüsü kullanılmıştır.
  • Yarım ya da cinaslı uyak kullanılır.
  • Şairler son dörtlükte mahlasını (takma ad) kullanırlar.
  • Din dışı konular işlenmiştir.
  • Cönk adı verilen defterlerde şiirler toplanmıştır.

Koşma: Konusu aşk ve doğa güzellikleridir. En az üç, en fazla beş dörtlükten oluşur. Uyak düzeni abab, cccb, dddb, … şeklindedir. Hece ölçüsünün 11’li kalı- bıyla yazılır. Koşma biçiminde yazılan şiir türleri şunlardır:

  • Koçaklama: Yiğitlik ve savaş duygularını coşturmak amacıyla yazılır. Özel bir beste ile söylenir.
  • Destan: Savaş, kahramanlık ile toplumsal olayları işler. Biçim olarak koş- maya benzese de ölçüsü, ezgisi ve konuyu işleyişi bakımından farklılıklar gösterir. 11’li ve 8’li hece ölçüsüyle yazılır.
  • Güzelleme: Sevgiliyi ya da doğada görülen bir güzelliği övmek amacıyla yazılır.
  • Taşlama: Toplumu ve kişileri eleştirmek amacıyla yazılır.
  • Ağıt: Ölen bir kişinin arkasından onun iyiliklerini, yiğitliklerini anlatan şiirlerdir.

Semai: Konusu koşmada olduğu gibi aşk ve doğa güzellikleridir. 8’li hece öl- çüsüyle yazılır. Uyak düzeni koşmaya benzer; abab, cccb, dddb, … Özel bir besteyle söylenir.

4.               Klasik (Divan) Edebiyatı

Arap ve Fars edebiyatlarının sanat anlayışına bağlı kalınarak oluşturulan ede- biyata denir.

  • Dil; Arapça ve Farsça sözcüklerle doludur.
  • Nazım birimi beyittir.
  • Aruz ölçüsü kullanılmıştır.
  • Gazel, kaside, mesnevi, rubai, şarkı, kıt’a, murabba gibi nazım biçimleri vardır.
  • Doğa güzellikleri, aşk ve tasavvuf gibi konular işlenmiştir.
  • Biçimleri yönünden beyitlerle ve bentlerle kurulanlar diye ayrılmıştır. Konu- ları yönünden; tevhit, münacaat, mersiye, hicviye, naat gibi türlere ayrılır.

Gazel: Beyit birimiyle yazılır. Beyit sayısı 5 – 12 arasında değişir. İlk beyitine matla, son beyitine makta, en güzel beyitine de beytül gazel denir. Son beyitte şair adını ya da mahlasını kullanır. Aşk, şarap ve doğa konuları işlenir. Beyitler arasında anlam birliği olan gazallere yek ahenk, güç ve güzellik birliği olana da yek avaz gazel denir. Uyak düzeni aa, xa, xa vb. şeklindedir. Bazı gazallerde di- zelerin ortalarında da uyak bulunur. Bunlara musammat gazel denir. Bazen şair makta beyitinden sonra da bir iki beyit daha söylenebilir. Bu gazallere müzeyyel (ekli) gazel denir.

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Mobil Uygulamamızı İNDİRİN!

Açık Lise Yazı ve Haberler

Doğru soru sormak, doğru cevaplara ulaşmanın ilk koşuludur. Yorum yazın, soru sorun, cevaplayalım.


Etiketler:
Eklenme Tarihi: 8 Şubat 2015

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın