AÖL Türk Edebiyatı 2: Edebi Metinler

AÖL Türk Edebiyatı 2: Edebi Metinler

ÜNİTE 1: OLAY ÇEVRESİNDE OLUŞAN EDEBÎ METİNLER

A.           OLAY ÇEVRESİNDE OLUŞAN EDEBÎ METİNLERİ TANIMA VE GRUPLANDIRMA

Edebiyat alanı içerisnde yer alan metinler kesin çizgilerle olmamakla birlikte sanat eserleri ve düşünce eserleri olmak üzere ikiye ayrılır. Sanat eserleri, sanatçıların duygu, düşünce ve hayal dünyasından beslenen, imge ve izlenimlerle zenginleşen eserlerdir. Herhangi bir konuda bilgi vermek, okuyucuyu aydınlatmak amacıyla yazılan eserlere düşünce eserleri denir. Sanat eserleri bir olay çevresinde gelişirse kendi arasında anlatmaya bağlı sanat eseri ve göstermeye bağlı sanat eseri olmak üzere ikiye ayrılır. Masal, destan hikâye, roman, halk hikâyeleri anlatmaya; komedi, trajedi, dram, Karagöz, meddah, orta oyunu gibi türler de göstermeye bağlı sanat eserlerini oluşturur. Şimdi bu iki türü karşılaştıralım:

■               Benzerlikleri

  • Her iki tür de bir olay çevresinde gelişir.
  • Her iki türde de insanların başından geçen ya da geçebilecek nitelikteki olaylar gerçekleşir.
  • Olaylar belli bir zaman diliminde geçer.
  • Olayların serim, düğüm ve çözüm bölümleri vardır.
  • Anlatılan olaylardan etkilenen insanlar ya da varlıklar vardır. Bunlara eserin “kahramanları” En çok etkilenen varlığa eserin “başkahramanı” denir.
  • Metinlerin bir yazarı vardır.

■               Farklılıkları

  • Anlatmaya bağlı türlerde olayın mutlaka bir anlatıcısı vardır. Bu anlatıcı olayı ilahi, kahraman, gözlemci bakış açılarıyla anlatır.
  • Göstermeye bağlı eserlerde olaylar sahnede gösterilir.
  • Göstermeye bağlı eserlerde olaylar aktör (erkek oyuncu), aktris (bayan oyuncu) adı verilen oyuncular tarafından canlandırılır.
  • Anlatmaya bağlı eserlerde uzun ve kurallı cümleler kullanılırken, gösterme- ye bağlı eserlerde günlük konuşma dili kullanılır.

B.           ANLATMAYA BAĞLI EDEBÎ METİNLERİ İNCELEME YÖNTEMİ

1.       Metin ve Zihniyet

Zihniyet; bir edebî metnin oluşturulduğu dönemin dinî, siyasi, sosyal, ekonomik, askerî, kültürel vb. hayatın duygu, anlayış ve zevk bütünüdür. Her edebî ürün gibi anlatmaya bağlı edebî ürünler de içinde bulunduğu döneme tanıklık eder ve ayna tutar.

2.       Yapı (Olay Örgüsü, Kişiler, Mekan, Zaman)

Edebiyatta öykü, insanların başlarından geçen veya geçme olasılığı bulunan olayları anlatan kısa yazılara denir. Öyküde mutlaka bir olay ya da durum ele alınır. Ele alınan konu, yer ve zaman gösterilerek anlatılır. Öyküde ele alınan olay, kısa olarak işlenir. Kişilerin sayısı azdır. 13. yüzyılda İtalyan edebiyatın- da Baccacio’nun “Dekameron (On Günlük)” adını taşıyan eseri öykünün ilk örneğidir. Daha sonraki yüzyıllarda Fransız edebiyatında Alponse Davdet, Guy de Maupassant; Rus edebiyatında Anton Çehov; amerikan edebiyatında Mark Twain bu türde başarılı eserler yazdılar. Türk edebiyatında öykü türünde Ömer Seyfettin, Hüseyin rahmi Günpınar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Ka- ray, Reşat Nuri Güntekin, Halide Edip Adıvar, Memduh Şevket Esendal, Sait Faik Abasıyanık, Yaşar Kemal, Kemal Tahir vb. başarılı örnekler verdiler.

a.    Öyküde Plan

Öyküde anlatılan olayın mantıksal bir gelişiminin sağlanması için iyi bir planla- manın yapılması gerekir. Öyküde serim, düğüm, çözüm bölümleri bulunur.

Serim Bölümü: Olayın geçtiği ortamın ve kişilerin tanıtıldığı, yer ve zamanın belirtildiği bölümdür.

Düğüm bölümü: Bu bölüm başlayan olayın ne şekilde gelişeceğinin belirlendiği bölümdür.

Çözüm Bölümü: Öyküde ele alınan olayın sonuçlandığı bölümdür.

b.   Öykü Çeşitleri

Olay Öyküsü: Ele alınan olayların mantıksal bir gelişim içerisinde verildiği öykü- lerdir. Bu tür öykülerde olaylar serim, düğüm ve çözüm bölümlerine uygun olarak anlatılır. Bu tür öykü Fransız edebiyatında Maupassant tarafından geliştirildiği için Maupassant tarzı öykü adı da verilir.

Durum Öyküsü: Olaylardan çok sosyal olgulara, duygu ve düşüncelere önem veren öykülere denir. Durum öyküsünde; duygu, düşünce ve hayaller ön planda olduğundan öykünün diğer ögeleri; zaman, yer ve yaşam koşulları ikinci planda yer alır. Bu tarz öykü Rus edebiyatında Anton Çehov tarafından başlatıldığı için Çehov tarzı öykü olarak da adlandırılır.

  • Türk edebiyatında; Ömer Seyfettin olay öyküsünün, Sait Faik Abasıyanık ve Memduh Şevket Esandal da durum öyküsünün önemli

c.    Öykünün Ögeleri

■               Kişiler

Öyküde anlatılan olayları veya durumları yaşayan kişilerdir. Öyküde kişi sayısı azdır. Öyküde olayları yapanlara ya da olaydan etkilenenlere öykünün kahra- manları denir. Kahramanın kendöne özgü ayırt edici özellik taşımasına “karak- ter”; benzerlerinin niteliklerini abartılı bir biçimde üzerinde toplamasına “tip” denir. Bu bakımdan her birey bir karakterdir, tip değildir. Kıskançlık, cimrilik, kor- kaklık vb. birer tiptir.

■               Olay

Öykü kişilerinin başından geçenlere “olay” denir. Öyküde tek bir olay ele alınır. Ele alınan olayın gelişiminde mantıksal bir sıra izlenir. Olay öykülerinde, olay ön planda olmasına karşın; durum öykülerinde olay ya ikinci plandadır ya da yok denecek kadar azdır.

■               Zaman

Öyküde ele alınan olayın başladığı ve bittiği bir zaman dilimi mutlaka vardır. Olayların başlaması ile bitmesi arasındaki sürece “zaman” denir.

■               Yer

Öyküde ele alınan olay belli bir yerde (mekanda) geçer. Öyküde yer ya da çevre, betimlemelerle tanıtılır ve kısa tutulur.

■               Dil ya da Anlatım

Öykü ya birinci tekil kişinin ağzından ya da üçüncü tekil kişinin ağzından anlatılır. Birinci tekil kişi olayın içindedir. Üçüncü kişi ise olaya gözlemci olarak katılır.

3.       Tema

Olağanüstü olaylarla süslü, olağanüstü kişilerin başından geçen olayları anlatan eserlere “masal” denir. Masalda genelde olayın geçtiği yer ve zaman belli değil- dir. Masallar üç bölümden oluşur. Genelde bir varmış bir yokmuş diye başlayan bölüme döşeme adı verilir. Asıl olayın anlatıldığı bölüm de kendi arasında giriş, gelişme ve sonuç olmak üzere üçe ayrılır. Masalda her şeyin güzel bir sonuca bağlandığı bölüm dilek bölümüdür. Masallarda genelde iyi ile kötünü, güzel ile çirkinin savaşı işlenir ve sonuçta iyiler kazanır, kötüler cezalandırılır. Masallar tekerlemelerle başlar. Anlatımda iç uyaklara (seci) yer verilir.

4.       Dil ve Anlatım

Anlatmaya bağlı edebi metinlerde genel olarak üç tür bakış açısı kullanılır:

a.    İlahi bakış Açısı

Edebî metinlerde kullanılan en eski yöntemdir. Snıırsız bir bakış açısı vardır. Anlatıcı, öyküde anlatılanların tamamını bilen bir varlıktır. Kahramanların gizli konuşmalarını, kafalarından ve gönüllerinden geçeni anlatır.

b.   Kahramanların Anlatıcı Bakış Açısı

Bu yöntemde olayı anlatan “ben” vardır. Bu ben, öykünün kahramanı olabilece- ği gibi tanık ya da gözlemcisi olabilir. Olayları anlatan kişinin bilgisi, deneyimi, al- gılama ve yorumlama yeteneğiyle sınırlıdır. Olaylar ancak anlatıcının başından geçtiği ya da gözüyle gördüğü biçimiyle anlatıldığından inandırıcılığı yüksektir.

c.    Gözlemci Anlatıcı Bakış Açısı

Bu yöntemde olaylar dışarıdan görüldüğü biçimiyle nesnel bir tarzda aktarılır. Olaylar bize anlatılmıyor da kişinin gözünün önünde oluyormuş izlenimi verilir. Kişilerin duygu ve düşünceleri eylemlerinden çıkartılır.

ç.   Anlama ve Yorumlama

Edebî metinler her insanın bilgi düzeyine, anlayışına ve psikolojik durumuna göre anlam kazanır. Metni okuyan herkes kendine göre yorumlar. Edebî eser- lerde yazarlar sözcükleri gerçek ya da mecaz anlamda kullanırlar. Yazarların kullandığı dili bilmekte yarar vardır. Metinde onların kullandıkları sözcüklerin, kavramların anlamını bilmek metnin anlaşılmasında ve yorumlanmasında büyük önem taşır.

d.   Metin ve Yazar

Yazar; yaşadıklarından, gördüklerinden ya da döneminin sosyal gerçeklerin- den yararlanabilir ancak bu yararlanma sanatın gerçekliği çerçevesindedir; yani yaşanan gerçeklik kurgulanarak, değiştirilerek, sanatın sözgecinden geçiriilrek metne yansıtılır.

C.           ANLATMAYA    BAĞLI   EDEBΠ METİN  ÖRNEKLERİNİ  İNCELEME (MSAAL VE DESTANDAN HİKÂYE VE ROMANA)

1.       Destan

Ulusların ulus oluş sırasında gösterdikleri kahramanlık, savaş, göç, doğal afetler gibi önemli olaylar etkisiyle söylenmiş uzun manzum hikâyelere “destan” denir. Destanlar tarihî bir olayı işler ancak olayların işlenişinde ve kahramanlıkların anlatımında olağanüstülüklere yer verilir. Destanların ulusal bir karakteri vardır. Destanlar iki türe aylırılık:

a.    Doğal Destanlar

Toplumları etkileyen olaylar sonucu kendiliğinden oluşan destanlardır. Yunan edebiyatında Homeros’un İlyada ve Odisea; İran edebiyatında Şehname; Fin edebiyatında Lönnrot’un Kalevâla adlı destanları ile Türk edebiyatında Ergene- kon doğal destanların en önemlileridir.

b.   Yapma Destanlar

Toplumu yakından ilgilendiren olayların sonradan bir sanatçı tarafından işlen- mesiyle oluşan destanlardır. İtalyan edebiyatında Ariosto’nun Çılgın Orlando, Tasso’nun Kurtarılmış Kudüs; İngiliz edebiyatında Milton’un Kaybolmuş Cennet adlı destanları yapma destanlardır.

■               Türk Destanları

Türk destanları Türk tarihinin gelişimine uygun olarak dört bölümde incelenir:

1.       Saka Destanı

  • Alp Er Tunga Destanı
  • Şu Destanı

2.       Hun (Kun) Destanı

  • Oğuz Kağan Destanı

3.       Gök Türk Destanları

  • Bozkurt Destanı
  • Ergenekon Destanı

4.       Uygur Destanı

  • Türeyiş Destanı
  • Göç Destanı

Ayrıca Türkler İslamiyeti kabul ettikten sonra da Manas Destanı, Cengiz Desta- nı, Battalgazi Destanı gibi destanlar oluşmuştur. Çağdaş edebiyatımızda özellik- le Kurtuluş Savaşı’nı ele alan destanlar da yazılmıştır. Nazım Hikmet’in Kuvayı- milliye Destanı, Ceyhun Atuf Kansu’nun Sakarya Meydan Savaşı, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın Üç Şehitler Destanı bu tür eserlerdir. Yapma destan türüne giren bu eserler biçim bakımından klasik destanlardan ayrılır. İçerik bakımından ise söylencelere (efsane) değil gerçek olaylara dayanır.

2.       Halk Hikâyesi

Aşk, kahramanlık gibi konuları şiir ve düz anlatım olarak, âşıkların saz eşliğin- de anlatıp söylemeleridir. Halk hikâyeleri oluşum şekilleri yönüyle destanlara benzer. Halk hikâyelerinde zaman belirsiz olmasına karşın gerçektir. Halk hikâyelerinde kişiler tip özelliği taşır.

3.       Mesnevi

Mesnevi, divan edebiyatı nazım biçimlerindendir. Beyitlerle yazılır ve her beyit kendi arasında uyaklıdır. Aruz ölçüsünün kısa kalıplarıyla yazılır. Beyit sayısı sı- nırsızdır. Mesnevi İran’da kurulmuş ve oradan bize geçmiştir. Kurucusu da aslen Türk olan Genceli Nizami’dir. Divan edebiyatında beş tane mesneviye “hamse” denir. Türk edebiyatında Süleyman Çelebi, Şeyhi, Fuzulî, Nabi ve Şeyh Galip gibi sanatçılar mesnevi yazmışlardır.

Mesnevi işlediği konular bakımından şu türlere ayrılır:

a.       Cenk Destanları Mesnevisi

Savaş ve kahramanlık olaylarını şairin duygu ve düşüncesine göre işleyen mes- nevilerdir. Şehname bu türe örnektir.

b.      Aşk Hikâyeleri Mesnevisi

İslam dünyasının ortak ürünü olan aşk öykülerini konu alan mesnevilerdir. Yusuf ile Züleyha, Leyla ile Mecnun vb. mesneviler bu türe örnektir.

c.       Dinî ve Tasavvufi Mesnevi

Din ve tasavvuf konularını işleyen mesnevilerdir. Mevlana’nın “Mesnevi” adlı eseri bu türe rönek gösterilebilir.

ç.   Ahlaki ve Didaktik Mesnevi

Bilgi ve öğüt vermek için yazılan mesnevilerdir. Harname ve Hayriyye-i Nabi adlı eserler bu türe girer.

d.      Şehrengiz Mesnevi

Padişah ya da devlet büyüklerinden birinin bir şehri ziyaretini veya şairin kendi şehrinin güzelliklerini anlatan mesnevilerdir. Şehrengiz-i Bursa bu türe girer.

4.       Manzum Hikâye

Nazım şeklinde yazılmış hikâyelere denir. Serim, düğüm ve çözüm bölümleri bulunur. Meydana gelen bir olay ve olayı yapan kişi ve olayın geçtiği yer ve za- man vardır. Türk edebiyatında Tevfik Fikret, Mehmet Akif Ersoy bu türde önemli eserler vermişlerdir.

5.       Roman

Olmuş ya da olma olasılığı bulunan olayların bir büyük olayla örülerek ayrıntılı bir şekilde yer ve zaman gösterilerek anlatıldığı uzun yazılara “roman” denir. Romanlar yazıldığı devrin sosyal ve siyasal olaylarını yansıtır.

a.       Romanda Plan

Romanda ele alınan olayların mantıksal bir gelişimi yapılır. Romanda da öyküde olduğu gibi serim, düğüm ve çözüm bölümleri bulunur:

Serim Bölümü: Romana konu olan olaylar ile yer, çevre ve kişilerin tanıtıldığı bölümdür. Bu bölümde olayın geçtiği zaman, olay kişileri ve çevre betimlemesi yapılır.

Düğüm Bölümü: Romanda olayların karmaşık bir hâl aldığı, okuyucunun mera- kının ve heyecanının yoğunlaştığı bölümdür. En uzun bölüm bu kısımdır.

Çözüm Bölümü: Düğüm bölümündeki olayların çözümlendiği, merak ve heye- canın giderildiği bölümdür.

b.      Roman Çeşitleri

Romanlar bağlı oldukları akıma, işledikleri konulara ve iç yapılarına vb. göre sınıflandırılır. Akımlarına göre; romantik, realist, natüralist roman gibi. İşledikleri konulara göre; sosyal, tarihî, polisiye roman gibi. Romanlar iç yapılarına göre ise aksiyon, psikolojik roman gibi çeşitli türlere ayrılır.

c.       Romanın Ögeleri

Kişiler: Romanda anlatılan olayları gerçekleştiren kişilerdir. Kişilerin olğanüstü nitelikleri yoktur. Romanda betimlemelerle kişilerin iç ve dış yönleri tanıtılır, çevre ile bağlantıları ortaya konur.

Olay: Roman kişilerinin yaptığı eylemlere olay denir. Romanda ana olay çerçe- vesinde pek çok küçük çapta olaylar gelişir.

Zaman: Romanda işlenen olaylar belli bir zaman diliminde geçer. Olayların baş- laması ile bitmesi arasında bir süreç vardır. Bu sürece zaman denir.

Dil ve Anlatım: Roman yazarın kendine özgü dili kullanma becerisi vardır. Ya- zarların anlatım biçimine üslup denir. Olaylar ya roman başkişisinin ya da üçün- cü kişinin ağzından anlatılır.

D.           GÖSTERMEYE BAĞLI EDEBÎ METİNLER (KARAGÖZ VE SEYİRLİK OYUNLARINDAN MODERN TİYATRO METİNLERİNE)

1.       Göstermeye Bağlı Edebî Metinleri Tanıma (Tiyatro)

Günlük hayatta karşılaşabileceğimiz olayları sahnede göstermek amacıyla ya- zılan eserlere “tiyatro” denir. Edebî türler arasında en canlı, hayata en yakın olanıdır. Tiyatro eserinde başlıca iki öge bulunur: olay ve kişiler. Olay anlatılmaz, oyuncular tarafından canlandırılır. Tiyatro eserinde olay bir mücadeleden yani iki kuvvetin çarpışmasından doğar. Olayları ön planda yaşayan varlığa olayın “başkahramanı” denir. Tiyatro eserleri de hikâye ve romanda olduğu gibi üç bö- lümden oluşur: serim, düğüm ve çözüm. Serim (giriş) bölümünde olay ve olayla

ilgili kişiler kısaca ele alınır. Düğüm (gelişme) bölümü olaydaki kişilerin çatışması ve çatışmanın merak uyandıracak bir hâl aldığı bölümdür. Çözüm (sonuç) bölü- mündeyse olay bir sonuca bağlanır.

a.    Tiyatronun Doğuşu

Tiyatro, Eski Yunan’da bağ bozumu tanrısı Dionisos adına düzenlenen dinsel törenlerden doğmuştur. Eski Yunan’da her yıl doğanın canlanışını, bereket ve bolluğu kutlamak için törenler düzenlenirdi. Törende halkın duygu ve düşüncele- rini dile getiren bir koro ilahiler okurdu. Oyun koro ile aktör adı verilen iki kişinin konuşmaları üzerine kuruldu. Böylece tiyatro doğmuş oldu. Bu dönem tiyatro- sunda trajedi ve komedi olmak üzere iki tür vardır.

Tiyatro Eserlerinin Sınıflandırılması

Tiyatro eserleri klasik ve modern tiyatro olmak üzere ikiye ayrılır:

■               KLasik Tiyatro

Klasik tiyatro klasizm akımının kurallarına bağlı kalınarak yazılan eserlerdir. İki- ye ayrılır:

Trajedi: Eski Yunan’da seyircideki acıma ve korkuya bağlı duyguları ortaya çı- karmak için yazılan tiyatro eseridir. Trajedi oyunun kahramanları soylu kişilerden seçliir; yüksek bir üslup kullanılır ve üç birlik (yer, zaman ve konu) kuralına uygun olarak yazılır.

Komedi: Toplumun ve insanların gülünç yanlarını ortaya koymak amacıyla ya- zılan tiyatro eseridir. Komedide oyun kahramanları halktan kişilerdir. Komediler fars, vodvil, komedi santimantal vb. türlere ayrılır.

■               Modern Tiyatro

  1. Dram
  2. yüzyıl sonlarına doğru komedi ile trajedi türlerinin karışmasıyla meydana gelmiştir. Hayatın hem acıklı hem gülünç yanlarını bir arada veren oyundur.

2.   Müzikli Tiyatrolar

Sözleri bestelenmiş tiyatro türüdür. Opera, operet, komedi müzikal ve bale gibi türlere ayrılır.

Opere: Müzik eşliğinde süylenen şarkılı oyunlara denir. Lirik dram olarak da bilinir. Tamamen nazım şeklindedir.

Öperet: Halka hitap eden müzikli komedidir. Daha çok eğlendirici yanı vardır.

Bale: Konusunu müzik eşliğinde hareketlerle anlatan tiyatro türüdür.

2.       Göstermeye Bağlı Edebî Metinleri İnceleme

a.  Geleneksel Türk Tiyatrosu

Karagöz: Bir gölge oyunudur. Başlıca dört bölümden oluşur:

  1. Giriş: Göstermelik adı verilen bir süs perdeye yansıtılır. Nekare zırıltısı deni- len bir düdük sesi duyulur. Hacivat müzik eşliğinde bir semai okur. Sonunda Karagöz’ü çağırır ve kavga etmeye başlarlar.
  2. Muhavere: Karagöz ve Hacivat’ın konuşmalarının yer aldığı bölümdür. Asıl oyunla ilgisi yoktur.
  3. Fasıl: Asıl oyun bu bölümde yer alır. Oyunun konusuna göre çeşitli tipler perdeye yansıtılır. Onların Karagöz’le olan konuşmalarına yer verir.
  4. Bitiş: Bu bölümde perdede sadece Hacivat ile Karagöz bulunur. Karagöz Hacivat’a saldırır ve oyun biter.

Orta Oyunu: Dört tarafı seyircilerle çevrili bir alanda oynanır. Belli bir bölüm yoktur, doğaçlama oynanır. Oyun Pişekar’ın şakşak adı verilen aletiyle başlar. Oyunun oynandığı alana planga denir. Oyunun iki önemli kişisi vardır: Pişekar ile Kavuklu. Pişekar Hacivat’ın, Kavuklu da Karagöz’ün karşılığıdır. Şu bölümlerden oluşur:

  1. Giriş: Pişekar’ın izleyicileri selamladığı, zurnacıyla konuştuğu ve oyunu aç- tığı bölümdür.
  2. Muhavere: Kavuklu ile Pişekar’ın tanış çıkmasıyla ilgili konuşmaların yer aldığı bölümdür.
  3. Fasıl: Belli bir olayın anlatıldığı bölümdür.
  4. Bitiş: Pişekar’ın izleyiciden özür dileyip gelecek oyunun adının verildiği bö- lümdür.

b. Modern Türk Tiyatrosu

Modern Türk Tiyatrosu kaynağını Batı’dan almıştır. Üçe ayrılır: Trajedi, komedi ve dram.

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Mobil Uygulamamızı İNDİRİN!

Açık Lise Yazı ve Haberler

Doğru soru sormak, doğru cevaplara ulaşmanın ilk koşuludur. Yorum yazın, soru sorun, cevaplayalım.


Etiketler:
Eklenme Tarihi: 8 Şubat 2015

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın