KR  Açık Öğretim Lisesi 1. ve 2. Dönem Ortak Dersler Çözümlü Soru Bankaları ve Açık Öğretim Lisesi'nin Tek Kitabı çıktı.

  Etkili Ders Çalışma Teknikleri

  

Öğrenmenin altın kuralları değişti!

 

Geleneksel öğretme yöntemleri ve eğitim uygulamalarının geçerliliğini kaybettiğini söyleyen eğitim uzmanı Prof. Dr. Barbara Prashnig'ten öneriler: ''Öğrencilerin masada ya da sırada dik bir şekilde oturduklarında daha iyi öğrendikleri düşünülüyordu oysa araştırmalar, ... Devamı için tıklayınız! 

 

 

Etkili Öğrenme

 

 

"Öğretmeniniz konuyu anlatır. Ve siz daha önce belki birkaç kez  dinlediğiniz bu konuyu sıkılarak da olsa bir kez daha dinlersiniz.

 

Anlamışsınızdır. Ders bitmiştir. Olay bitmiştir.

Gerçekten de bitmiş midir?

Yoksa daha işin başında mıyız?"

Evet, arkadaşlar daha işin ilk adımındayız, daha başındayız.

 

 

 

Bilmek ve öğrenmek

 

Öncelikle, Sokrates’in meşhur sözünü hatırlayalım: “Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir” diyor, Sokrates. Oysa o  çağının-toplumunun en bilge kişisi olarak tanınıyor. Yine de, “hiçbir şey bilmiyorum” diyor; çünkü bir şeyi, bir konuyu bildiğini sanmanın, bildiğini varsaymanın öğrenmenin önündeki en büyük engel olduğunu biliyor.

Hepimiz için öyle değil midir? İster günlük hayatta, ister derslerde anlatılsın, bir konuyu bildiğimizi varsayıyorsak, alıcılarımızı – zihnimizi büyük ölçüde anlatılanlara kapatırız. O anda bazen başka şeyler düşünür, bazen de söylenenlere cevap hazırlamakla meşgul oluruz – anlamaya çalışmak yerine.

Böylece, dersleri öğrenmenin birinci şartı ortaya çıkıyor: Konuyu açık, önyargısız bir zihinle dinlemek.

Özellikle geçen yıllarda da aynı süreci yaşayan, aynı dersleri gören öğrencilerimiz için en temel şart bu olsa gerektir: “Ben zaten biliyorum”culuğu bırakmak.

Gelelim tekrar dinlemeye. Öyle ya öğrenmenin, özellikle de derslerdeki öğrenmenin en önemli yollarından biridir, dinlemek.

 

 

Anlamak için aktif dinleme

 

Dinlemek, bir başkasını, konuşan bir kişiyi izlemek, takip etmek anlamında dinlemek, pasif bir eylemi, bir çeşit eylemsizliği çağrıştırıyor.

Gerçekten öyle midir?

Dinleme ile işitmeyi birbirinden ayırdığımızda, dinlemenin aktif bir eylem olduğu görülür. Dinleme, kişinin sesleri bilinçli olarak, bilerek ve isteyerek algılamasıdır. Bu özellikleriyle din­leme, işitmeden ayrılır. Dinlemede de, işitmede de kulak araçtır. Sadece algıladığı sesi beyine iletilir. Beyine iletilen sesler bazen sadece işitilmekle kalırken, bazen de dinlenir. Dinlemenin işitmeden çok farklı bir işlevi vardır. Dinleme beyindeki dinleme merkezinin eğitimi ile ilgi­lidir. 

 

Dinleme eğitimine dinleme çeşitlerini öğrenmekle başlayabiliriz:

1. Pasif Dinleme: Seslerin bi­linçli olarak, ama verilmek istenen mesajın ne olduğunu anlamaya çalışmadan algılanılmasıdır. Örneğin, ders çalışırken müzik dinlemek veya çok gürültülü bir ortamda kulağınıza bazı seslerin çalınması gibi. Dersler açısından, öğrenme açısından en berbat dinleme yoludur.

2. Seçerek Dinleme: Bu metotta dinlediğin şeyde neyi aradığını göz önünde bulundurarak dinleme yapılabilir. Kimi­leri çok uzun bir konuşmada ilginç sayılabilecek bir veya birkaç konuyu öğrenmek isteyebilir. Bu durumda sadece o bahislerin geçtiği bölümler seçilir ve o bölümler dikkatle dinlenir. Anlatılan konunun ana hatlarını, temel fikri kaçırmamak için bazen hepimizin başvurması gereken bir yoldur.

3. Katılımlı Dinleme: Konuşmacıyı onu dinlediğinizi, onun söylediklerine değer verdiğinizi gösteren bir dinleme şeklidir. Bu tepkiyi kimi zaman sözlerinizde, kimi aman da jest ve mimiklerimizle gösterebiliriz.

4. Duygusal Dinleme: Din­leyicinin söylenenleri, konuşmacının duygu ve düşüncelerine katılarak ve kendisi­ni onun yerine koyarak dinlemesidir. Bazen öğretmeninizin yerine kendinizi koymanız onu ve anlattıklarını anlamanızı son derece kolaylaştıracaktır.

5. Eleştirel Dinleme: Bir fer­din dört yaşından on altı yaşına kadar kazanması gereken bir din­leme şekli de, eleştirel dinlemedir. Eleştirel dinlemede, insana söyle­nenlerle, kendi dünyasındaki gerçeklerin karşılaştırılması ve bunları değişik açılardan yorum­layıp değerlendirme fırsatı verir. Bu tür dinlemeye ulaşmak için ise, alt yapısının çok sağlam ve yukarıda bahsedilen bütün din­leme becerilerinin gerçekleştir­ilmesi gerekmektedir. Derslerde ikide birde öğretmeninizin sözünü kesmemek şartıyla yararlanılabilecek bir yoldur.

Buraya kadar anlattıklarımızdan hareketle, etkili bir dinlemenin tam anlamıyla gerçekleştirilebilmesi için, öncelik­le iyi bir hafıza eğitimine ihtiyaç duyulduğu ortaya çıkmaktadır. Hafızayı besleyen unsurları kendi içinde tasnife tabi tuttuğumuzda ise, olumlu ve olumsuz etkileşimlerin bir birini iterek veya çekerek hafızada farklı bir yapının gerçekleşmesine sebep olduğunu görmekteyiz. Bu yapılanmayı mümkün olduğunca en olumluya çevirmek için bütün olumsuzluk­ları, ciddi ve sistemli bir eğitimle en aza indirmenin gerekliliği ortaya çıkmaktadır. İyi bir dinleme için, iyi bir dinleyiciye de ihtiyaç duyul­duğu hep göz önünde bulundurul­ması gerekmektedir.

Sözlü olarak iletilen mesajların doğru algılanabilmesi ancak aktif bir dinleme ile mümkün olduğu dikkate alınırsa, hem dinleyicinin hem de konuşmacının ortak sorumluluğu paylaşması gerek­mektedir. Konuşmacının dinleyen­lerin ilgi ve meraklarını sürekli zinde tutmak için, kendi konusuna hâkim olması ve kullandığı dili, etkili ve kurallarına uygun bir tarz­da kullanması gerekmektedir.

Buna bağlı olarak, sesinin tek düze olmaması teatral bir anlatım üslubunu, aşırıya kaçmadan gerçekleştirmesi; buna bağlı olarak dinleyicinin de, kimi, niçin, neden dinlediğini ve bu dinlemeden ne beklediğini özümsemesi gerekmektedir.

Bu sayılık sözümüzü Mevlana'nın şu sözüyle noktalıyoruz: "Sen ne söylersen söyle, söylediğin şey, karşındakinin anlayabildiği kadar­dır."

Şimdi, olumsuz dinleme alışkanlıklarıyla devam edeceğiz.

Neden iyi bir dinleyici değilsiniz?

 

İyi bir öğrenci, başarılı ve sevilen bir kişi olabilmenin ilk koşullarından birisi de iyi bir dinleyici olabilmektir. Peki iyi bir dinleyici olmanın önündeki engeller nelerdir? İşte bu engeller (ya da kötü dinleme alışkanlıkları):

 

1. Konuya ilgi duymama: Aslında bir ÖSS adayının derslerde kendisine anlatılan konulara ilgi duymamak gibi bir lüksünün olmadığını belirtmekle başlayalım. Ama bir konuya gerçekten ilgi duyarak, merakla yaklaşmanın sağlayacağı kazancın büyüklüğü de ortadadır:

Öncelikle, karşınızdaki konuşmacıyı dinleyerek kendine duyduğu saygıyı artırmanız ve dolayısıyla daha verimli ve canlı bir konuşma yapmasını sağlamanız mümkündür.

 

İkincisi, yeni sözcükler öğrenmeniz ve sözcük dağarcığınızı geliştirmeniz mümkündür. Araştırmalar gösteriyor ki, orta öğrenimini tamamlamış bir kişinin sözcük dağarcığı ancak birkaç bin sözcükten oluşuyor ve günlük yaşamında bunların ancak birkaç yüzünü kullanıyor. Başarılı ve eğitimli bir kişide ise bu sayı birkaç yüz daha fazla olabiliyor. Bu kişilerin başarısı büyük ölçüde sorunlara daha farklı ve fazla çözüm getirebilmesinden kaynaklanıyor ki, bu da bu kişilerin sözcük dağarcığının zenginliği ve dolayısıyla çok yönlü düşünebilmeleriyle ilgilidir.

 

Üçüncüsü, ilgili ve merak duyarak gerçekleştirilen bir dinlemenin sadece karşımızdaki konuşmacının tarzını ve performansını değil, konuşmasının –mesajının içeriğini de kavramamızı sağlayacağı açıktır. Dolayısıyla “Bu konuşmada benim için ne var?” sorusuyla yaklaşıp konuşmanın değerli anlarını sabırla izleyen kişi kazançlı çıkacaktır.

 

2. Dış görüntüyle aşırı meşgul olup içeriği kaçırma: Öğretmeninizin o gün hangi kravatını taktığı, çorabının rengiyle pantolonunun renginin uyuşup uyuşmadığı, saçını hangi kuaföre yaptırdığı gibi sorular sizi daha fazla meşgul ediyorsa o dersten pek bir şey anlamayacağınızı söyleyebiliriz. A. Einstein, Princeton Üniversitesi kampusü-ne lastik ayakkabılı, kısa pantolonlu ve çorapsız olarak geldiğinde ders boyunca kıkırdayıp duranlar, onun anlattıklarını kaçırdılar. Etkili ve iyi birer dinleyici olanlar ise anlattıklarıyla ilgilendiler.

 

3. Konuşmacının sözünü kesmek: Konuşurken sözünüzün kesilmesini istemezsiniz değil mi? Öğretmeninizin anlattığı şeyi anlayana kadar ‘içinizdeki ateşi’ bastırıp sonra, söyleyeceğinizi söylemeniz, sorunuzu sormanız herkes için en iyisidir.

 

4. Ayrıntılara odaklanıp asıl anlatılmak isteneni kaçırmak:  Her konunun bir özü, her konuşmanın bir ana mesajı vardır. Ama siz konuşulanlar içerisinden o an ilginizi çeken ya da size bir olayı çağrıştıran bir ayrıntıya takılıp kalırsanız, konunun özünü elbette kaçırırsınız. Bu nedenle derslerin serbest çağrışım saatleri (!) olmadığını unutmamak gerekir.

 

5.  Anlatılanları anlamaya çalışmak yerine kafamızdaki mevcut taslağa oturtma: Geçen sayımızda aktardığımız Sokrates’in sözünü hatırlamanın tam yeri: “Bildiğim bir şey varsa, o da hiçbir şey bilmediğimdir.” Evet, geçen yıldan veya önceden gelen bir bilgi birikiminiz var elbette. Ama o size yeterli olmamış, onlar sizi başarıya ulaştırmamış. Artık yeni bilgilere, yeni kavramlara, yeni taslaklara zihninizi açma zamanı. Dolayısıyla öğretmenlerinizin anlattıklarını eski şablonlara oturtmaya çalışmak yerine, öğretmeninizin anlattığını anlamaya çalışın.

 

6.  Etkin olmayan bir beden durumu sergileme: “Ben böyle daha dinliyorum.” diye sıranın üzerine iyice kapanan, başını elinin üstüne yaslayan arkadaşlar peşinen uyumaya hazırlanmışlar demektir; kendileri ne kadar aksini iddia ederlerse etsinler.Unutmayın: Fiziksel duruşunuzla zihinsel durumunuz doğrudan bağlantılıdır.

 

7.  Şaşkınlık yaratma: Dersle, konuyla, konuşmayla ilgisi olmayan hareketlere, seslere sebep olma veya göz yumma da sizin konuyu anlamanızı, konuşmadan yararlanmanızı engelleyecektir.

 

8.  Zor ve farklı gelen sözcükleri atlama: Anlamadığınız ya da daha önce hiç duymadığınız bir sözcükle karşılaştığınızda, kopmak ve dinlemeyi bırakmak yerine, not edin ve dinlemeye devam edin; sonra sorarsınız. Bir sözcükten dolayı konuyu anlamamanız söz konusu olmayacağı gibi, konunun özüyle ilgili bir sözcük ise zaten öğretmeniniz onu açıklayacaktır.

 

9.  Duygularımızın mesajı, ana konuyu engellemesine izin verme: Öğretmeninizin anlattığı konu ya da konuşmacının savunduğu fikir hoşunuza gitmeyebilir, siz farklı düşünüyor olabilirisiniz. Ama bu durum dinlemenize ve anlamanıza engel olmamalıdır. Farklı düşünüyor olsanız bile, onu dinleyip anlamak, kendi fikrinizi daha etkili savunmanızı sağlayacaktır; belki kendi yanılgınızın farkına varacaksınızdır.

 

10. Düş kurma: Ortalama bir kişi dakikada en fazla 150 sözcük söyleyebilir. Oysa 280 sözcüğü anlayabilir. Aradaki bu farktan doğan zaman boşluklarını düş kurarak değerlendirmek de, konuyu zihninizde oturtmak veya not almak için değerlendirmek de sizin elinizdedir. Düş kurmaya başlarsanız bunun kaybına razısınız demektir.

 Nasıl daha etkili bir dinleyici olabilirsiniz?

 

Etkili dinlemenin on altın kuralını birer madde halinde sıralayalım:

1. Kim konuşursa konuşsun değerli bir şeyler öğrenmek için dinlemek.

2. Mesajı iletene veya iletme tarzına takılmadan mesajın içeriğini izlemeye ve yakalamaya çalışmak.

3. “Etkin sessizlik”i kullanmak, kişi konuşmasını bitirene kadar dinlemek.

4. Ayrıntılara takılmadan, asıl konuyu yakalamak.

5. Konuşmacının hareketleriyle sözlerini eşleştirmek.

6. Dikkatli bir beden duruşuyla kişiye doğru yönelmek.

7. Şaşkınlıkları denetlemek ve elemek.

8. Aşina olmadığınız konu ve kavramlara yoğunlaşmak ve zihninizi zorlamak.

9. Duygusal denetim uygulamak.

10. Düşünme ve anlama hızınızın yüksekliğini, not alarak ve anlatılanları zihnimizde düzenleyerek avantaja dönüştürmek.

Tek başına dinlemenin, iyi bir dinleyici olmanın başarı için yeterli olmadığı açıktır. Ancak dinleme, anlama ve başarmanın bir ön-şartı, bir gerek-şartıdır. Bu açıdan size düşen, yukarıdaki maddelerin her birini dikkatle okumak ve sizde hangi sorun veya olumsuz alışkanlıkların bulunduğunu tespit edip bunları düzeltmektir.

 

Etkili ders çalışma tekniklerini uygulamakta zorluk çekenler bu yazıyı da okumalı: http://www.aciklise-dershanesi.com/rehberlik_yazilari/etkili_calisma_yollarini_nasil_kazanacaksiniz.aspx

 

ETKİLİ ÖĞRENME ALIŞKANLIKLARINI NASIL KAZANACAKSINIZ!

YGS - LYS: Sınav giderken neleri alacaksınız?

YGS - LYS Öncesi Uzmanından Tavsiyeler

 

ETKİLİ ÇALIŞMA TEKNİKLERİ

 

Ana, baba ve öğretmenlerin öğrenciden genel beklentisi, onların "derslerine çok çalışıp, başarılı olmaları" yönündedir. Beklenti böyle olunca başarısızlığın nedeni, "yeterince çalışmamak" olarak görülmekte ve öğrenciden sürekli daha çok çalışması istenmektedir. Oysa gerekli olan "Bilinçsizce çok çalışmak" değil; verimli ders çalışma yollarını iyi bilerek ve bunlardan gereğince yararlanarak etkili çalışmaktır.

Verimli ders çalışma yollarını öğrenmek isteyen öğrencinin, önce bu yönde olumlu alışkanlıklar kazanmaya kararlı ve niyetli olması gerekir. Buna karar verdikten sonra ders çalışmasını aksatan ya da kolaylaştıran alışkanlıklarının bir listesini yapmalıdır. Bir yandan listede yer alan olumsuz alışkanlıklarını bırakmaya çalışırken öbür yandan da olumlu alışkanlıklarını pekiştirmek için çaba göstermelidir. Çalışma ve denemeler, olumsuz alışkanlıklar atılıncaya, olumlu alışkanlıklar iyice yerleşinceye kadar sürdürülmelidir.

ETKİLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI NELERDİR?

I- AMAÇLARINIZI BELİRLEYİNİZ

Her çalışma bir amaca yönelik olmalıdır. Bu amaçlar, bir problemin çözümünü öğrenmek, bir yazıdaki ana düşünceyi bulabilmek vs. olabilir. Bunları iyi belirleyerek çalışmaya başlayan kişiler, bu yakın amaçlara ulaşa ulaşa sınıfını geçmek, okulunu bitirmek ve sınavı kazanmak biçiminde özetlenen uzaktaki amaçlarına da ulaşmaktadırlar.

II- PLANLI ÇALIŞINIZ

Birden çok iş ya da ders üzerinde aynı günde çalışmanız gerektiğinde hangisinden işe başlayacağınızı bilemediğiniz ya da çalışmaya başlamak için karar veremediğiniz anlar oluyor mu? Bu soruya yanıtınız "evet" ise, sizin planlı çalışmayı bilmediğinizi kolayca söyleyebiliriz. Bu tür bir durumla, yani aynı zamanda birden çok dersi çalışmayla yüz yüze geldiğinizde, derslerden her birinin üzerinizde yarattığı ruhsal baskı, bunlardan herhangi birine kendinizi tümüyle vermenizi engelleyerek ve verimsiz biçimde işlerden birini bırakıp ötekine atılmanıza neden olacaktır.

Bu tür kararsızlık ve karışıklık ancak hangi dersi ne zaman yapacağınızı belirli bir sıraya koymakla yani "Karar Vermekle" ortadan kalkar. İşte çalışmada plan; "nasıl", "ne zaman" ve "nerede" çalışacağınıza karar vermek demektir.

Öğrenciler günlük ve haftalık bölümleri de olan aylık çalışma planlarında;

  1. Hangi derslere, haftanın hangi günleri çalışacaklarını,
  2. Geçmiş konuların tekrarına ne zaman yer vereceklerini,
  3. Sınav tarihlerini,
  4. Hazırlayacakları ödevlerin neler olduğunu ve zamanını,
  5. Planlarına aldıkları, ancak çeşitli nedenlerden ötürü zamanında yapamadıkları çalışmala-rını ne zaman tamamlayacaklarını,
  6. Dinlenme, müzik dinleme, televizyon izleme, spor yapma sinema ve tiyatroya gitme gibi ders dışı etkinliklere ne zaman yer vereceklerini göstermelidirler.

Günlük çalışma çizelgelerinde; okulda geçen saatler, ders çalışma, eğlenme, dinlenme, ev işlerine yardım ve uyku saatleri gösterilmiş olmalıdır.

Çalışmaya başlayacağı zaman kendini yorgun ve isteksiz hisseden öğrenci çalışma saatlerini yanlış seçmiş demektir. Beklemeden günlük çalışma çizelgesinde gerekli değişikliği yap-malıdır.


III- ZAMANI VERİMLİ KULLANINIZ

Öğrenciler bedensel, zihinsel, duygusal yapıları, ilgileri ve yetenekleri bakımından birbirle-rinden farklıdırlar. Bir öğrencinin isteyerek çalıştığı ve hemen öğrendiği bir dersi bir başka öğ-renci zor öğrenebilir. Bir başka öğrenciyse çabuk yorulabilir ya da çalışmak istemeyebilir. Bu nedenle bir ders ya da konu içinde ayrılacak süre öğrenciden öğrenciye değişir. Her öğrenci zamanı kendine göre ayarlamalıdır.

Bir saat çalıştıktan sonra araya 5-10 dakikalık dinlenme koymak yararlı olur. Bu sayede bir saatlik çalışma sonunda dağılan dikkat ve azalan verim tekrar kazanılır.

Ders çalışmak için gerekli gücün toplanabilmesi bakımından eğlenmeye ve spora da za-man ayrılmalıdır. Ancak bu süre gereğinden fazla olmamalıdır.

IV- VERİMİ AZALTICI ETKENLERİ ORTADAN KALDIRINIZ

Çalışmaya başlamadan önce, yorgunluk, uykusuzluk, ağrı, sızı, elem duygusu, korku, öf-ke, aşırı kaygı, fazla heyecan, endişe, açlık, aşırı tokluk, aile dertleri, normalin altında ve üs-tündeki fiziki şartlar (çok sıcak, çok soğuk gibi) acelecilik, telaş, araç ve gereç noksanlığı gibi etkenlerin elden geldiğince giderilmesi gerekir.

V- UYGUN BİR ÇALIŞMA ORTAMI SEÇİNİZ

Çalışma yerinin seçimi çok önemlidir. Çalışma yeri derli toplu, yalın elden geldiğince sabit ve sakin olmalı, ayrıca ışık, ısı gibi fiziksel sorunları da çözümlenmiş olmalıdır. Ayrı bir yerin sağlanamaması çalışmadan kaçmanın bir nedeni olmamalı, elverişsiz koşullarda da ders çalışmaya alışmalıdır.

Yatakta, koltukta ve divanda uzanarak çalışmak, dikkatin toplanmasını güçleştirecek, öğ-rencinin çalışmak için daha çok zaman yitirmesine neden olacaktır.

VI- DİKKATİNİZİ UYANIK TUTUNUZ

İnsanda dikkat her an vardır, önemli olan bunun çalışılan konu üzerinde toplanabilmesidir. Sevilen ve ilgi duyulan bir konu, dikkatin uyanık tutulmasına yardım eder. Daima belirli yerler-de çalışmak, gürültünün bulunmadığı ortamlarda çalışmak, sandalyede oturarak çalışmak, masada gerekli araçlar dışında başka şeyler bulundurmamak, çalışma yerini 18-20 derece sıcaklıkta tutmak, işleri sıraya koymak, işleri bitirmede kendinizle yarış kararı almak, her sefe-rinde bir çeşit işle çalışmak dikkatin dağılmasını önleyici yöntemlerdir.

VII- DERSE HAZIRLIKLI GELİNİZ

Başarılı olmanın yollarından biri de derslerin işlenmesine etkin olarak katılmaktır. Derslerde sürekli edilgin durumda kalan öğrencilerin işlenen konuları anlamaları zordur. Öğrenciler okula gelmeden önce, o gün işleyecekleri konuları gözden geçirmelidirler. Bu sayede hem derslerin işlenişine katılmak için gerekli güveni kazanırlar, hem de öğretmenin anlattıklarını daha kolay anlarlar.

Gerek işlenecek konulara hazırlanırken, gerekse işlenen konular gözden geçirilirken, an-lamakta zorluk çekilen yerler belirlenmeli, bu konularla ilgili sorular hazırlanıp, derste öğretme-ne sorulmalıdır. Öğretmenlerin derse hazırlıklı gelen, soru soran, derse kalkan öğrencileri da-ha çok sevdikleri de unutulmamalıdır.


VIII- NOT TUTUNUZ

Öğrencilerin büyük bir kısmı not tutma tekniğini bilmemektedir.

Not tutarken;

  1. Anlatılanlar öğretmenin ağzından çıktığı gibi değil, anlaşıldığı gibi yazılmalıdır.
  2. Öğretmenin anlattığı konunun ana fikri ve anlamları kavranıncaya kadar beklenilmelidir.
  3. Zamanın çoğu yazmakla değil, dinlemekle, fikirleri kavramaya çalışmakla geçmelidir.
  4. Konu; grafik, şekil, istatistik vb. bilgilere dayalı olarak anlatılıyorsa notlar arasına bunlarda alınmalıdır.
  5. Önemli fikir ve paragrafların aynen yazılmasında fayda vardır.
  6. Yazıların düzgün ve okunaklı olmasına önem verilmelidir. Önce müsvette yapma, sonra temize çekilme yoluna gidilmelidir.

IX- ARAÇ - GEREÇ VE KAYNAKLARDAN YARARLANINIZ

Öğrenci, herhangi bir konunun öğrenilmesinde, basılı araçlara ne kadar baş vurursa, öğ-renme ilgisi ve zihinsel yetileri de o kadar çok genişleyecektir.

Basılı öğrenme araçlarından yararlanmada çizelge grafik, harita ve resimlerin özel bir önemi vardır. Bunlar sayfalarca anlatılan bilgileri topluca ve bir arada vererek o konunun kavranmasına yardımcı olmaktadırlar.

X- VERİMLİ OKUYUNUZ

Okuma, öğrenmenin en temel yoludur. Öğrenmede hızlı okuma önemli ve gereklidir. Hızlı okumayla hem okunanlar daha iyi anlaşılır, hem de zamandan kazanılır. Okuma hızı lise öğrencileri için yaklaşık 200 - 250 sözcüktür. Bu hız okunulan yazının niteliğine ve okumanın amacına göre ayarlanmalıdır. Vakit geçirmek amacıyla bir hikaye veya roman okurken okuma hızı oldukça yüksek olabilir. Ama okuma yorum yapma, eleştirme özet çıkarmak için yapılıyorsa okuma hızı yavaş olmalıdır.

Hızlı okumanın en önemli yolu sesiz okumadır. Sessiz okuma hızı arttırdığı gibi anlamayı da kolaylaştırır. Hızlı ve anlamlı okuma becerisi kazanabilmek için bol bol okuma çalışmaları yapılmalıdır. Önce gazete, öykü ve roman gibi şeylerle işe başlamalı giderek boş zamanları okuyarak de-ğerlendirme alışkanlığı kazanılmalıdır.

XI-ARALIKLI TEKRARLAR YAPARAK UNUTMAYI ÖNLEYİNİZ

Öğrenilenler zamanla unutulabilir. Unutmayı önlemenin iki yolu vardır. Bunlardan biri öğre-nilen bilgileri yeri geldikçe kullanmak, diğeri de aralıklı olarak tekrar etmektir.

Öğrenciler öğrendiklerini yeri geldikçe kullanırken hem bunların işe yaradığını görecekler, hem de yeni bilgiler edinmeye motive olacaklardır.

Aralıklı olarak yapacakları tekrarlar sayesinde ise bir taraftan eski öğrendiklerini hatırlarken diğer yandan da sınavlara her an hazır durumda olacaklardır.

 

           

Etkili ders çalışma tekniklerini uygulamakta zorluk çekenler bu yazıyı da okumalı: http://www.aciklise-dershanesi.com/rehberlik_yazilari/etkili_calisma_yollarini_nasil_kazanacaksiniz.aspx

ZAMAN DÜZENLEME VE PLANLI ÇALIŞMA

 

Çaba, enerji ve zamanı en ekonomik şekilde kullanmak istiyorsak bir programa bağlanmalıyız. Zamanı boşa geçirmek, yaşamı boşa geçirmektir. Ve boşa geçen zaman asla telafi edilemez.

Bazı öğrenciler için özellikle derslerin başlangıcında çalışmaya düzenli bir biçimde yoğunlaşma zor gelir. Bu zorluk genellikle uzun süreli planlama ve çalışma programının yokluğundan kaynaklanır. Öğrenciler zamanlarını planlamayı ve bunu yazılı hale getirmeyi önemli bulmazlar. Oysa yapılan çalışmalar derslerdeki başarı ile gerçekçi planlama arasında önemli ilişki olduğunu ortaya koymaktadır.

Aşağıda verilen durumlar bir çoğumuza tanıdık gelebilir;

  • Arkadaşlarınız birlikte sinemaya gitmeyi önerdi. Bu filmi görmeyi çok istiyordunuz fakat ödevinizi bitirmek zorundasınız.
  • Önemli bir sınavdan önceki gece. Çalışmaya başlamanız gerek ama okunacak çok yer var. Zaman yeterli değil.

Tüm zamanınızın nereye gittiğini merak ediyor musunuz ? Çalışmalar ve ödevler son anda mı kalıyor ? Sınavdan veya ödev teslim tarihinden önce kendinizi baskı altında hissediyor musunuz ? Zamanınızı kontrol etmek ister misiniz ?

Zamanı iyi planlamak sizin elinizdedir. Zamanı akıllıca kullanmak sizi daha başarılı kılacak ve düşündüğünüzden daha fazla zaman yapmak istedikleriniz için size kalacaktır. O halde zamanı planlamayı öğrenin ve bunu uygulamak için istekli ve sabırlı olun. Unutmayın eski alışkanlıklardan kurtulmak zaman alır ve palanlı yaşamak başlangıçta çok zor gelebilir. Bu nedenle kendinizi zorlamanız gerekir. Katlanacağınız kısa süreli sıkıntı daha sonra sizi mutlu ve başarılı yıllara götürecektir.

Öğrenciler çalışma planı hazırlamadan önce ders çalışma süresi, çalışılması gerekli dersler v.b. konularda öğrenme ilkelerini bilmek zorundadır. Bu ilkeler;

  1. Çalışma planı hazırlarken hangi dersin hangi saatte çalışılacağı karalaştırılmalıdır. Zor yada ağır öğrenilen dersler için en verimli saatlerin ayrılması uygundur. Zihnin uyanık ve çanlı, konsantrasyonun en yüksek olduğu zamanlar en verimli saatlerdir. Çalışma için en verimli ve canlı, konsantrasyonun en yüksek olduğu zamanlar en verimli saatlerdir. Çalışma için en verimli saat bireylere göre değişebilir. (sabah erken, okul dönüşü, akşam yemeğinden sonra vb. ) Öğrenci bir hafta kendini gözleyerek en verimli saatleri saptayabilir. Genel olarak bedenin dinlenmiş ve zihnin öğrenmeye açık olduğu saatler verimli kabul edilmektedir. Günün sonuna daha mekanik ve rutin işler bırakılabilir. Bu tür etkinlikler fazla yoğunlaşmayı gerektirmez ve birey yorulunca bırakabilir.
  2. Çalışma planında her derse belirli bir süre ayrılmalıdır. Bu süre dersin zor yada kolay oluşuna, çalışılacak konunun uzunluğu veya kısalığına, öğrencinin konu ile ilgili ön bilgisine ve çalışma yöntemine (okuma,yazma,yineleme) göre değişir. Genellikle bir saatlik dersin ödev ve çalışılması için iki-üç saat ayrılması önerilir. Öğrenci planı uyguladığı ilk haftayı deneme haftası olarak görmeli ve çalışmayı planladığı dersin başlangıç ve bitiş saatlerini kaydetmelidir. Böylece hangi derse ne kadar sürede çalışıldığı saptanacaktır.
  3. Çalışma sürelerinin çalışma planında aynı saatlere yerleştirilmesi gerekir. Böylece o saatlerde çalışma alışkanlığı kazanılacak ve çalışmaya dikkatin toplanması kolaylaşacaktır. Ayrıca alışkanlık haline geldikten sonra aynı saatte çalışılmazsa gerginlik duyulacak ve gerginlik çalışılmaya başlandığı zaman ortadan kalkacaktır.
  4. Çalışma için ayrılacak zaman saptanırken dersin sınıfta verileceği gün ve saate yakın olmasına dikkat edilmelidir. Dersten önce ders veya konu çalışılırsa, dersin içeriği hakkında bilgi sahibi olunur ve dersi anlamanın kolaylaşmasının yanı sıra anlaşılmayan noktalar sorulabilir. Unutmanın en aza inmesi için de dersten sonra yinelemek gerekir. Böylece hem unutma azalır hem de dersi izleme ve öğrenme kolaylaşır.
  5. En verimli çalışma aralıklı çalışmadır. Ara vermeden uzun süre çalışma kadar uzun süre dinlenme verilerek çalışmada verimsizdir. Ara vermeden uzun süre çalışma zihnin yorulmasına ve dikkatin dağılmasına yol açar. Uzun süreli dinlenme ise tekrar çalışmaya dönmeyi güçleştirir. Çalışma ve d,inlenme süresi dersin özelliğine göre değişirse de ortalama olarak önerilen, 40-50 dakikalık çalışmadan sonra 10 dakika dinlenmedir. Ancak matematik, fizik gibi dersler çalışılırken problem çözmeden ara verilmemelidir. Ayrıca her yeni konuyu çalışmaya başlamadan önce ara verilmelidir.
  6. Birbirine benzeyen iki ders üst üste çalışılmamalıdır. Örneğin psikoloji ve sosyoloji dersi yerine, tarih ve matematik dersi arka arkaya çalışılırsa daha iyi olur. Böylece öğrenilenler birbirine karışmayacağı gibi sıkıcı olmasının da önüne geçilir.
  7. Öğrenme üzerinde en aza bozucu etki yapan etkinlik uykudur. Bir öğrenci yatmadan önce on dakika süreyle o gün çalıştığı dersleri tekrarlayarak uykuya geçer ve sabah güne bir gün önce yapmış olduğu on dakikalık tekrarı yaparak başlarsa, çalıştıklarını daha iyi korur.
    Verimli çalışma daha fazla disiplin ve hırsla elde edilir. Bu demek değildir ki dinlenmek için zaman ayrılmasın. Verimli çalışmak için dinlenmek şarttır. Çalışma planı hazırlanırken dinlenmek ve eğlenmek için zaman ayrılmalıdır. Eğer birey kendini genellikle yorgun hissediyorsa bu durumun nedenleri aranmalıdır. Havasız bir oda, ağır yemekler ve yeterince spor yapmamak yorgunluğa neden olabilir. Yorgunluk ve isteksizlik nedenleri bulunur ve değiştirilebilir. Şimdi yukarıda sayılan ilkeleri göz önüne alarak zamanın nasıl planlanacağını inceleyelim.
    Çalışma planı hazırlamadan önce öğrenci verimli ders çalışma becerilerini kazanmalıdır. Verimli ders çalışma alışkanlıklar etkili öğrenmeyi gerçekleştirmenin yanı sıra zamanın en verimli kullanılmasını da sağlar. Zamanı planlamadaki ilk adım önceliklerin saptanmasıdır. Birey önce kendisi için neyin önemli neyin önemsiz olduğuna karara vermeli veya yapmak istedikleri ile yapmak zorunda olduklarını öncelik sırasına koymalıdır. Birçok öğrenci yapmak istedikleri ve yapmak zorunda olduklarını gerçekleştirecek zamanı bulamaz. Sosyal yaşamın sunduğu eğlenceler ve öğrenciliğin gerekleri arasında seçim yapmak zorunda kalır. Örneğin, sinemaya gitmek veya geç saatte televizyondaki bir programı izlemek, arkadaşları ile buluşmak yapmak istedikleri, ders çalışmak, sınavlara hazırlanmak, ödev hazırlamak ise yapmak zorunda olduğu etkinliklerdir. Bu seçimler öğrencilerde çatışma yaratır. Öğrenci amaçlarına ulaşmada engellenme yaratan çatışmalardan kurtulabilmek için önceliklerini belirlemeli ve şu soruları yanıtlamalıdır. Benim için bu etkinlikler içinde en önemlisi hangisidir ? Hangi etkinliklerden vazgeçebilirim ? En az önemli olan etkinlikler hangisidir ?

Önceliklerin net bir biçimde saptanabilmesi için şöyle bir uygulama yapılabilir:

Yönerge: Gelecek bir hafta için planlarınızı düşünün. Yapmak istediğiniz ve yapmak zorunda olduğunuz etkinlikleri listeleyin.



ETKİN DİNLEME

 

 

Dinleme bir beceridir. Ve bu beceri birtakım ilke ve yöntemlerle çok daha etkili bir şekilde kullanılabilir. İnsan iletişiminin yaklaşık %90 ı sözel olarak yapılmaktadır. Bu iletişinin ancak yarısı kısa bir süre sonra hatırlanabilir. Aradan daha fazla zaman geçtiğinde ise %20-25 ini bile zor hatırlarız. Bütün bu nedenlerden dolayı etkili dinleme ilke ve yöntemlerini öğrenmek ve bunları uygulamak daha da önem kazanmaktadır.

Etkili dinleme sadece söylenilenleri duymak değil, aynı zamanda bu söylenenleri önemli bulmak, kavramak ve değerlendirmektir. Ayrıca etkin dinleme aktif bir süreçtir.

Olaya bir de başka bir boyuttan bakalım. Etkin dinleme öğretmen-öğrenci ilişkilerini de olumlu bir yönde etkiler. Öğretmen genellikle kendini dinleyen ve dinlediğini çeşitli biçimlerde belli eden öğrencilere daha fazla ilgi gösterir ve onlara dönerek konuşur. Öğretmen dersi anlatırken dinleyicilere ihtiyaç duyar. Bu nedenle başını sallayan, not tutan, dikkatini yoğunlaştıran aktif öğrencilere daha fazla ilgi gösterir.

Öğetmenin sınıf içindeki en önemli görevlerinden biri öğrenciye bilgi aktarmaktır ve bunu öğretmen genellikle anlatarak gerçekleştirir Öğrenci ise öğretmenin bu anlattıklarını anlamak amacıyla dinlemektedir. İşte önemli olan da öğrencinin bu dinleme işlevini nasıl yaparsa daha başarılı olacağıdır.

Etkin bir dinleeyici olmak için "İFİKAN" adlı bir yöntemi uygulayabiliriz.

Bu yöntem;

  • İ - İleriye
  • F - Fikirler
  • İ - İşaretler
  • K - Katıl
  • A - Araştır
  • N - Not tut olmak üzere 6 basamaktan oluşmaktadır.

Bu basamakları kısaca açıklayalım.

Öncelikle ileriye bak basamağından başlayalım. Öğrenci sınıfta öğretmenini dinlerken, öğetmenin anlattıklarından yola çıkarak daha sonra neler söyleyebileceğini tahmin etmeye çalışmalıdır. Bu da öğrencinin dikkatinin dağılmasını engeller ve öğrenciyi devamlı uyanık tutar. Hatta öğrencinin aktif olarak katılmasını sağlar. Öğrenci daha önceden o günkü konuları okuyarak sınfa gelirse hem anlatılanlara yabancı kalmamış olur hem de dersteki tahminlerini daha kolay bir şekilde yapar. Bu yontemle öğrenci derste anlatılanları daha önce okuduğu için daha kolay bir şekilde hatırlar.

İkinci olarak fikirler basamağı karşımıza çıkıyor. Bu basamak bize önemli fikir ve düşüncelere önem vermemiz gerektiğini ve bunları göz ardı etmememiz gerektiğini anlatmaktadır. Öğrenci öğretmenin bir ders boyunca anlattıklarının ana fikrini bulmaya çalışmalıdır. Ders boyunca kendi kendine bu konunun ana fikri nedir?, Burada anlatılmak istenen nedir? gibi sorular sorması gerekir. Bu sorular öğrencinin ana fikir ve kavramları bulmasına yardımcı olur.

Üçüncü olarak işaretler basamağına bakalım. Öğrenci sınıf içinde devamlı uyanık olmak zorundadır. Öğretmenin hiçbir dediğini kaçırmamalıdır. Öğretmenin işaretlerine karşı dikkatli ve uyanık olmalıdır. Bir öğretmen konuyu anlatırken mutlaka ufak ipuçları verir. Bazı konuların üzerinde ısrarla durur. Örneğin bir konunun önemli bir bölümünü anlatırken belirli kelimeler kullanır, ses tonunda farklılıklar yaratarak çeşitli ipuçları verir. Öğretmenler seslerini yükselterek ya da "burası önemli", "dikkat ederseniz" gibi sözel vurgularla önemli noktalara işaret ederler. Bir öğretmen hiçbir zaman bu bir sınav sorusudur demez, ama çeşitli ipuçlarıyla bunu belli eder. Bu ipuçlarından birkaçına örnek verirsek: önemli, başlıca, can alıcı, burada esas fikir, şunu unutmayın ki, sonuç olarak, bu sebeple, özetle vb. ...Bu ipuçlarına dikkat edildiği taktirde öğrenci sınavda sorulabilecek soruları tahmin edebilir.

Bir başka basamak ise "katıl" basamağıdır. Öğrenci sınıf içinde devamlı aktif olmalıdır. Pasif bir öğrenci hiçbir zaman başarılı olamaz. Öğrenci derse her fıratta katılmalıdır. Öncelikle derse zamanında gelmeli, sınıfta oturacağı yeri iyi seçmeli, görebileceği, duyabileeği bir yere oturmalıdır. Ve ders sırasında öğretmenin söylediklerine gülümseyerek, kaşlarını çatarak, başını sallayarak olumlu ya da olumsuz tepki göstermelidir. Böylece öğretmen de anlaşılan ya da anlaşılmayan yerleri çok daha iyi bir şekilde görebilir. Ayrıca bu öğretmeni de memnun eder. Onun motivasyonunu artıtırır, onu cesaretlendirir. Öğretmen dinlenildiğinin farkına varır.Oysa ki anlattıklarına karşı hiçbir tepki göstermeyen donuk, pasif öğrenciler karşısında öğretmen de bir şeyler anlatmak istemez. Öğrenciler öğretmene tepkide bulunarak dersin kalitesini yükseltmekte öğrencilerin elindedir. Beşinci olarak karşımıza "araştır" basamağı çıkıyor. Öğrenciler nedense ders sırasında soru sormaktan çok çekinmektedirler. Ve fikirlerini, görüşlerini rahatça söyleyememektedirler. Oysa ki bu çok yanlıştır. Ders sırasında anlaşılmayan bir yer varsa ya da merak edilen bir soru varsa bu soru rahatlıkla sorulmalıdır. Hiçbir şekilde çekinilecek bir durum söz konusu değildir. Sorulara verilen cevap anlaşılmadıysa ve açıklamalar yeterli değilse, yeni sorular sorulmalı ve açıklama yapılmasmı istenilmelidir. Eğer ders içerisinde zaman yetmediyse, ders bittikten sonra öğretmene ya da diğer öğrencilere de sorulabilir.

En son basamak ise " Not Tutma" basamağıdır. Dinleme yoluyla öğrenilen bilgiler çok uzun süreler hafızada duramaz. Öğrenilenlerin zaman zaman tekrar edilmesi gerekir. Bir öğrenci ders sonunda, o derste dinlediğinin ancak %55 ini hatırlayabilir.Tekrar yapılmadığı sürece bu oran bir hafta sonra %17 lere düşer. Bu yüzden not tutmanın çok büyük bir önemi vardır. Not tutmanın iki önemli yararı vaırdır. Bunlarda birincisi eğitimin temel şartı olan "Aktif katılımı" sağlar. Öğrenci derste pasif durumdan aktif duruma ggeçer. Not tutma sayesinde derste devamlı uyanık olur, dikkatini derse yoğunlaştırır ve dikkatinin dağılmasını engeller. İkinci önemli yararı ise unutmayı engelemesidir. Unutkanlık düşmanını bizim avantajımıza çevirerek en önemli girişim not tutmaktır. Özellikle alınan notlar eve gelince bir de temize çekilirse hafızaya daha iyi yerleşir.

 

Not tutulurken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar bulunmaktadır.

  • Öncelikle not tutulan kağıt konusunda cömert olmamız gerekir. İleride okuduğumuz zaman anlayabileceğimiz şekilde, boşluklar bırakılarak not tutmamız da yarar vardır. Hiçbir zaman küçük bir kağıda sıkışık bir şekilde not tutulmamalıdır. Hatta not tutmak için bir defter olursa daha düzenli not tutulur. Ve de sayfanın altında, üstünde, yan taraflarında boşluk bırakılırsa buralara eksik kalan bigileri daha sonra yazabiliriz.
  • Not tutmaya ilk günden başlanılması gerekir. Ve düzenli olarak not tutulması çok önemlidir.
  • Dinleme ile not tutma arasında bir denge oluşturmak gerekir. Tüm dikkati dinlemeye ayırırsak, verimli bir şekilde not tutamayız. Aynı şekilde çok ayrıntılı not almaya kalkışırsak bu sefer de anlatılanları anlamamız güçleşir ve bu da dinlemeyi olumsuz etkiler. Dolayısıyla dinleme ve not tutma arasındaki dengeyi çok iyi ayarlamamız gerekir.
  • Derste not tutarken ana fikirleri, önemli noktaları not etmek çok önemlidir. Not alırken seçici olmakta yarar vardır. Önemli noktaları belilerken öğretmen bize çeşitli ipuçları verir. "Burası önemli","Burada esas olan", "Dikkat ederseniz" vb. ipuçlarıyla bu bölümlerin önemini vurgular. Bu bölümler mutlaka not alınmalı ve önemli olduğunu belirtmek için de yanına * işareti konmalı ya da altı çizilmelidir.
  • Not tutarken zamandan tasarruf etmek ve geri kalmamak için, öğrenci kendi anlayabileceği şekilde çeşitli kısaltmalar kullanmalıdırn. Bu kısaltmalardan bazılarına örnek verirsek:
    -ve &
    -gibi .
    -örneğin ör
    -sonuç olarak son.ol.
    -kadar =
    -matematik mat
    -yüzyıl yy
    -birbirine 11
    -buna ek olarak +
    -açısından ?
  • Not tutarken öğrenci kendi cümleleriyle not almalıdır. Bu şekilde hem öğrenci öğretmenin anlattıklarını özetleme imkanı bulur, hem de anladığı biçimde not alma imkanı bulur. Bazı durumlarda anlatılanların aynı şekilde not alınması gerekebilir. Ya da tahtada yazılanları aynı şekilde kaydetmek gerekebilir. Bu durumda anlatılanlar ya da yazılanlar aynı şekilde not alınmalıdır.
  • Öğrenci not tutarken aklına takılan yerleri ya da anlayamadığı bölümleri öğretmene sormaktan çekinmemelidir. Böylece not alırken hem eksik not alımamış olunur hem de anlayarak not alınır.
  • Öğrenci hafızasına çok güvense bile mutlaka sınıfta öğretmen tarafından söylenen ve vnemli gördüğü her şeyi not etmelidir. Böylece unutkanlık sonucu doğabilecek olumsuz sonuçları engellemiş olur.
  • Dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri de tutulan notların mutlaka temize geçirilmesidir. Öğrenci tuttuğu notları temize geçirirken bir kez daha tekrar etmiş olur ve bu da unutmasını engeller. Eğer mümkünse tutulan notlar o gece ya da bir sonraki dersten önce temize geçirilmelidir.

İyi dinlemek venot tutmak sadece eğitimin değil, hayat başarısının da en önemli unsurudur. İyi bir dinleyici olmanın temel kuralı iyi not tutmak, iyi not tutmanın yolu da iyi bir dinleyici olmaktır. Bu anlamda iyi not tutmak ve iyi bir dinleyici olmak birbirleriyle bağlantılı iki kavramdır.

Teorikte anlatılan bu hususlar, pratikte uygulandığında öğenciye birçok yararlar sağlar. Çok ufakmış gibi görünen ayrıntılar ileride büyük farklar yaratacaktır. Bunu sizler de yaşayıp görebilirsiniz.

  

SINAVLARI NASIL ATLATIRIM?

Eğitim psikologlarından en iyi on öneri:

  • Yardım alın:
  • Öğretmenlerinize sınava nasıl çalışılabileceğini sorun.
  • Çalışır ve tekrarlarken kısa aralar verin:
  • Yorgun bir zihin iyi hatırlayamaz.
  • Çalışma programı yapın:
  • En iyi çalışabileceğinizi düşündüğünüz zamanlarda tekrarlar yapın.
  • Sağlıklı kalın:
  • İyi uyuyun ve yeterli beslenin.
  • Egzersiz yapın:
  • Yürüyün, koşun, herhangi bir sporla uğraşın.
  • Olumlu düşünün:
  • Başarısızlığı veya geleceği düşünmeyin.
  • Elinizden gelenin en iyisini yapın:
  • Hiç kimse daha fazlasını yapamaz.
  • Tetikte olun:
  • Hasta gibi hissederseniz, endişeleriniz hakkında birileriyle konuşun.
  • Çok rahat ta davranmayın:
  • Sınav konusunda biraz endişe çok çalışmanızı sağlar.
  • Akıllı olun:
  • Eğer sınavdan sonra bu konuyu konuşmak istemiyorsanız, konuşmayın. Aslında bu konuda hiç düşünmeyin bile. Yapılan yapılmıştır. Yazdıklarınızı değiştiremezsiniz

 

Etkili Ders Çalışma Teknikleri - Eftal Orhan'dan tavsiyeler için tıklayın.

 

 

Yorumlar

Subject *  
Email *  
Nick Name * Rate    
 Confirm Image  Refresh
 
Add Comment

Haber Başlıkları

 

 

Ana Sayfa

|

YGS - LYS

|

AÖL İş Takvimi

|

SBS

|

AOF

|

KPSS

 

                   

Açık Lise Kursu

|

Açık Lise Kitapları

|

MAÖL İş Takvimi

|

DGS

|

ALES

|

iletisim

 

 

KR Açık Lise Rehberliği

krrehberlik@hotmail.com
GSM: 0553 417 22 72

Altındağ/ANKARA

 

Açık Lise.Biz - AOL Açık Öğretim Lisesi - Açık Lise Dershanesi - KR Açık Lise Dershaneleri ve Yayınları - KR Açık Lise Kitapları

 

KR Açık Lise Dershanesi ve Yayınları Rehberliği sitesi: www.aciklise-dershanesi.com  A. Tanrıkulu tarafından programlanmıştır.

 

Açık Lise Öğrencileri,

Artık genel liselerin müfredatına, dönemlerine ve sınav takvimine göre (yıllık dersler ve yılda bir kaç yazılı sınava dayalı) eğitim yapan dershanelere mecbur değilsiniz. Açık lisenin her yıl üç dönemden ve her dönemde farklı dersler almanıza ve bu yolla 2.5 yılda mezun olmanıza imkan veren açık lise programına uygun bir program sunan bir dershane var: Açık Lise Dersanesi

 Ankara Açık Lise Dersanesi,

Ankaralı açık lise öğrencileri için, açık lise dersleri dershanesi açıldı. Tek işi Açık Lise olan dersane, KR Açık lise dersanesi kayıtlarına devam ediyor. Ankara aöl dersanesi Açık Lise Dershanesi 15 Eylül 2011 tarihinde derslerine Matematik ve Geometri ile başlıyacak. Açık liseye özel dersane için geç kalmayın, kontenjanımız sınırlıdır. Akademi

Kızılay / Ankara tıklayınız.

 

Aol.meb.gov.tr adresinde öğrenci girişi yaparak aol meb gov tr sisteme kayıtlı aöl ve maöl, açık öğretim lisesi ve mesleki açıköğretim lisesi öğrencilerinin yapabileceği açık lise ders seçimiaçık lise kolay mezun olma ve doğru ders seçimi için, aol yeni kayıt, açık lise kayıt yenileme, aöl sınav yeri öğrenme, açık lise sınav giriş belgesi çıkartma, açıköğretim lisesi öğrenci bilgileri değiştirme, aol kayıt yenileme tarihlerini öğrenme, açık lise yeni kayıt tarihlerini görme, açık öğretim lisesi sınav tarihlerini ve zamanlarını öğrenme, açık öğretim lisesi (aol) ve mesleki açıköğretim lisesi (maöl) iş takvimini inceleme, açık lise batı avrupa programı iş takvimini ve sınav tarihlerini öğrenme gibi konularda bütün bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.