Psikolojik Destek Ne Zaman? |
Gülşah Civriz Akçay
Ruh sağlığını koruma ve tedavi etme amacına yönelik hizmetler son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük bir ivme kazandı. ‘Ne zaman bir psikoloğa gitmeliyim?’, ya da ‘Acaba artık bir psikoloğa mı gitmem gerekir?’ nev’inden sorular eskisine oranla daha sık ve daha rahat bir şekilde dile getirilmekte ve gündelik kaygılarımız içerisinde yer alabilmektedir. Bununla birlikte, hala zaman zaman psikolojik desteğe olan ihtiyacımızı görmemezlikten gelebilmekte ve ‘ Ben bu sorunu kendim çözerim’ ya da ‘Benim psikoloğa gitmeye ihtiyacım yok, ‘Psikoloğa zayıf/ dirençsiz insanlar gider’ şeklinde tepkiler verebilmekteyiz. Gündelik sorunları patolojize etmek de, patolojik sorunları gündelikleştirip inkar etmek de işlevsel olmayan tepkilerdir. Hepimiz belirli dönemlerde başa çıkmakta zorlanacağımız problemler yaşayabilir, hatta zaman zaman küçük sorunlar karşısında etkin çözüm yolları geliştiremeyebilir ve sorunların içinde boğulabiliriz. Önemli olan bir uzman yardımına ihtiyacımız olabileceğini yadsımamak ve bu desteği ne zaman talep edeceğimizi iyi bilmektir.
‘Ne zaman bir psikolağa gitmeliyim?’ sorusunun cevabı ‘Ruh sağlığımın bozulduğunu nasıl anlayabilirim?’ sorusuna verilen cevapla bağlantılıdır. Bu nedenle ruh sağlığı ile ne ifade etmek istediğimiz çok önemlidir. Uzmanlar, ruh sağlığını tanımlarken farklı noktaları vurgulamışlardır. Mesela, psikoloji alanında en çok bilinen isimlerden olan Freud ruh sağlığını ‘çalışmak ve sevmektir’ şeklinde tanımlamıştır. Farklı tanımlar arasındaki ortak nokta ruh sağlığının ölçütleridir. Uzmanlara göre ruh sağlığının üç ana ölçütü var: Kişinin
- Kendisiyle,
- Aile ve sosyal çevresiyle,
- İş çevresiyle uyumlu olması.
Uyum ifadesi burada kişinin bu alanlardaki görev ve sorumluluklarını yerine getirebilmesini ifade etmektedir. Bu üç alandaki uyum problemleri, bireyin ruh sağlığındaki bozulmalar hakkında önemli ipuçları vermektedir. Mesela, çocuklarda okula ve arkadaş çevresine uyum sağlama ile ilgili sorunlar zaman zaman ADHD adını verdiğimiz hiperaktivite ve dikkat eksikliğinin habercisi olabilir ya da yetişkinlerde çalışma ortamına konsantre olamama, isteksizlik ve dikkatsizlik şeklinde kendini gösteren işe uyum sorunları aslında depresif bir epizodun yansıması olabilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta ‘uyum’ ile neyi ifade etmek istediğimizdir. Uyum ifadesi burada kişinin bahsi geçen alanlardaki görev ve sorumluluklarını yerine getirebilmesini işaret etmektedir. Uyum bazındaki değerlendirmeler aynı zamanda, bize bireyin davranışlarının niceliksel analizdir. Diğer bir deyişle, normalden patolojiye geçiş, daha önceki dönemlerde ruh sağlığı uzmanlarının iddia ettiği gibi niteliksel yani yapı ile ilgili değil niceliksel yani davranışlardaki artma ya da azalma gibi bir dizi değişim sonucunda olur.19 yy.’da ve 20.yy’ın sonlarında psikopatoloji bireylerdeki birtakım yapısal eksiklikler ya da fazlalıklar üzerinden tanımlanıyordu. Bu nedenle ruh sağlığı alanındaki tedaviler ya ‘kapatma’larda olduğu gibi bireylerin izolasyonunu içeriyor ya da lobotomy ameliyatlarında olduğu gibi kişilerin beyin yapılarını değiştirme şeklinde oluyordu.
Günümüzde ise psikopatoloji bireylerin bir yelpaze üzerinde yer değiştiren ruh halleri üzerinden değerlendiriliyor. Diğer bir deyişle, ruh sağlığı uzmanları hepimizin aslında patolojik bir takım eğilimlerinin olduğunu, patolojiye geçişin yelpazedeki uç noktalara yakınlaşmakla bağlantılı olduğunu ifade ediyorlar. Zaman zaman isteksiz olmak, hayattan zevk almamak, gelecekle ilgili planlar yapmamak, suçluluk duymak , uyku ve iştah problemleri yaşamak hepimizin belirli oranlarda yaşayabileceği sıkıntılar. Bütün bunlar bizim kendimizle, aile ve sosyal çevremizle ya da işimizle olan uyumumuzu bozmaya başladığında yani bir anne bu şikayetler sebebiyle çocuklarının bakımını yerine getiremediğinde, bir öğrenci derslerindeki başarısını düşürdüğünde veya bir işveren alması gereken kararları ertelediğinde ya da çözüm bekleyen sorunları görmezden geldiğinde bahsi geçen semptomlar bir depresyonun işareti olabilir.
Fizyolojik ve psikolojik sorunların tedavisindeki seyir aslında birbirine oldukça benzemektedir.Fizyolojik problemlerimizle başa çıkmak için genellikle başlangıç aşamasında kendi bildiğimiz tedavi tekniklerini uygulayabilmekteyiz. Mesela soğuk algınlığı için nane-limon kaynatıp, kendimize gelmek için bir müddet istirahat ederiz. Rahatsızlığımız ortadan kalkmayınca ya da şiddetlenerek devam edince sorunun ciddi olduğunu ve artık kendi tekniklerimizle iyileşemeyeceğimizi düşünür ve bir doktora gideriz. Aynı durum psikolojik sorunlar için de geçerli olabilir. Her bireyin karşılaştığı problemlerle başa çıkmak için kullandığı teknikler vardır. Kimimiz kritik yaşam olaylarının ardından olan biteni umursamayıp hayatına devam etmeyi seçer, kimimiz de durumun üzerine gidip sorunu kendisini zorlayarak da olsa çözmek ister. Her iki yöntem de kimi zaman işe yarar fakat bugün kendimizi kötü hissetmemize sebep olan şeyin yarın neden aynı etkiyi göstermediğini tam olarak anlamaz isek bir dahaki sefere aynı sorunu hatta daha da büyüğünü yaşamayacağımızı da garanti edenemeyiz. Bu nedenle eğer herhangi bir sebeple kendimiz, ailemiz ve sosyal ortamımız ve iş çevremizle uyumumuzu bozacak boyutta bizi etkileyecek sorunlarla karşı karşıya kalmışsak yapabileceğimiz en akıllıca seçim akıntıya kapılıp gitmeden bir uzmandan psikolojik destek almaktır. Bugün nerede zorlandığımızı ve tıkanıp kaldığımızı bilir ve mevcut sorunlarımız için sağlıklı çözüm yolları geliştirmeyi başarabilirsek hem yaşadığımız psikolojik sorunun hayatımız üzerinde bıraktığı olumsuz izleri hafifletmiş oluruz hem de gelecekte yaşayabileceğimiz sorunlarla terapötik süreçte kazandığımız farkındalık ve beceriler sayesinde daha kolay baş edebiliriz.
Sonuç olarak, insanoğlunun hayatı beşikten mezara kadar iniş ve çıkışlarla doludur. Bu dalgalanmalar ruh sağlığımızı da aynı ölçü de etkiler. Zaten potansiyel olarak sahip olduğumuz negatif duygu durumlar bu tür dalgalanmalar karşısında aktive olur ve birdenbire kendimizi dipsiz bir kuyuda ya da fasit bir dairenin içinde çırpınırken buluruz. Bu tür durumlar kendimiz, ailemiz ve iş çevremizle olan uyumumuzu olumsuz yönde etkiler. Bir ruh sağlığı uzmanından yardım almak bu tür durumlarda vakit geçirmeden yapabileceğimiz en mantıklı çözümdür.
Gülşah Civriz Akçay
Psikolog - Hipnoterapist
|
|