Edebiyatın Bilim Dallarıyla İlişkisi

Edebiyatın Bilim Dallarıyla İlişkisi



Yazar hikâyesini oluşturabilmek için ele alığı konu, kahramanların meslekleri vs. birçok konuda -hikâyesinin gerçekliği ve inandırıcılığını güçlü kılmak için- bilgi sahibi olmak zorundadır. Bu da doğal olarak edebiyatı bilim dallarıyla ilişki kurmaya götürür. Bu ilişkilerinden birkaç örnek verelim:

Edebiyat-tarih ilişkisi:

Eserin içerisindeki tarihi olaylara atıflar, tarihî kişilikler vb. anlatılacaksa gerçeklikten yararlanılması gerekir. Yani bu tip konulu eser yazacak yazarlar tarih bilimine başvurmalıdır.  Örneğin; “Oğuz Kağan Destanı” incelerken o dönemin tarihi ile ilgili önemli bilgilere ulaşırız.

 

Edebiyat-sosyoloji ilişkisi:

Edebî türler içinde roman, hikâye, tiyatro vb. türlerin çoğunlukla insan ilişkilerine yönelir. İnsan topluluklarının yapısı olaylar karşısında tepki ve tutumları da tabi ki toplum biliminin alanına girer. Bu tür eserler de bize toplumun değişim ve gelişimi, toplumun sosyal yapısı hakkında çokça bilgi verir.

 

Edebiyat-psikoloji ilişkisi:

Psikoloji hem insanın bireysel oluş ve durumlarını hem de diğer insanlarla ilişkisini sorgular. Edebiyatla ilişkisine bakarsak, eserin içinde yer alan tüm karakterleri ve birbirleriyle ilgilerini de inceler. Yani aslında psikoloji başlı başına bir bilim de olsa edebiyatın en önemli kaynaklarındandır diyebiliriz.

 

Edebiyat- felsefe ilişkisi:



Bu ilişkiyi gelin iki yönden değerlendirelim. Öncelikle aralarındaki temel ilişki sistemi, edebiyat kuram ve akımlarında görülür. İkinci olarak da bir edebî eserde ortaya koyulan bir dünya vardır ve bu dünyanın ilişkiler sistemi sorgulanırken tam da burada felsefe devreye girer. Felsefe, bu ilişkiler sisteminin neden ve kökenlerini araştırır, tanımlar. Öte yandan felsefi fikirlerin de edebi eserler formatında ifade edildiğini de görüyoruz: Örneğin, Platon felsefesini Diyaloglar adlı eserlerinde ve diyalog formatında ortaya koymuştur. 19. Yüzyıl Alman filozofu Nietzsche ise fikirlerini felsefi denemeler, şiirler ve roman (Böyle Buyurdu Zerdüşt) halinde ifade etmiştir. 20. Yüzyıl Fransız Varoluşçu filozoflarından J.P. Sartre ve A. Camus fikirlerini büyük ölçüde roman formatındaki eserleriyle ifade etmiştir.

 

Edebiyat- coğrafya ilişkisi:

Her bir eser bir mekânın üzerinde ve mekânın etkileri ile yazılır. Mekân söz konusu olduğunda da mutlaka coğrafya devreye girer. Bu sebeple de coğrafya ile edebiyatı ayrı düşünmek olmaz.

Sonraki Konu İçin Tıkla: Türk Dili ve Edebiyatı 1 Konu Özetleri

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Mobil Uygulamamızı İNDİRİN!

Açık Lise Yazı ve Haberler

Doğru soru sormak, doğru cevaplara ulaşmanın ilk koşuludur. Yorum yazın, soru sorun, cevaplayalım.


Etiketler: ,
Eklenme Tarihi: 18 Eylül 2019

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın