SÖYLEV (NUTUK)

SÖYLEV (NUTUK)

Bir topluluğa düşünceler, duygular aşılamak amacıyla söylenen, uzunca, coşkulu ve güzel sözler bütünüdür. Coşkulu ve edebî bir dille yapılır. Bir fikri, bir davayı karşısındaki insanlara dil ustalığı ile açıklamaya hitabet sanatı; toplum önünde bu konuşmayı yapana da hatip denir. Türü ne olursa olsun, hitabet alanında başarı büyük ölçüde söylevi veren kişinin tutumuna ve yöntemine bağlıdır. İyi bir hatipte aşağıdaki özellikler bulunur:

  • Dinleyicilerin ilgilerini ve tepkilerini göz önünde tutar.
  • Söz söylediği konuda zengin bir bilgi ve düşünce birikimine sahiptir.
  • Söyleyeceklerini amacına uygun bir yönde duygu ve düşünce akışını bozmadan dile getirir.
  • Ses tonunu, jest ve hareketlerini, vurgu ve tonlamayı ustaca kullanır.
  • Konuşmasını, herkesin anlayabileceği yalın ve açık bir dille yapar.
  • Konuşma sırasında açık ve inandırıcı olur.

Söylev Türünün Özellikleri

  • Söylevler, düşünsel planla oluşturulur.
  • Genellikle kısa cümleler tercih edilir ve cümlelerde daha çok haber kipi ya da mastar hâlindeki fiiller kullanılır.
  • Hatip, klişeleşmiş sözler ve deyimler kullanmaktan kaçınır.
  • Akıcı, içten, etkili ve coşturucu bir anlatımla siyasi, sosyal, millî, hukuki, ahlaki vb. konularda topluluğu yakından ilgilendiren bir düşünce ya da sorun işlenir.
  • Bu türdeki metinlerde dil alıcıyı harekete geçirme ve heyecana bağlı işlevinde kullanılırken söyleşmeye bağlı anlatım ağır basar.

Söylev Türünün Gelişimi

Söylev türünün Batı’daki ilk örneklerini eski Yunan edebiyatında Demosten, Latin edebiyatında ise Çiçero vermiştir. Fransız edebiyatında Bossuet (Bosse), Mirabeau (Mirabu) ünlü söylevciler arasındadır. Türk edebiyatında ise Bilge Kağan’ın Göktürk (Orhun) Yazıtları’nda Türk milletine seslenişi ilk söylev, Bilge Kağan da ilk hatip olarak kabul edilir.

Türk edebiyatında söylev sanatının gelişimi II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Ömer Naci ve Hamdullah Suphi Tanrıöver ile görülür. Özellikle Millî Mücadele Dönemi’nde Mehmet Âkif Ersoy ve Halide Edip Adıvar, Cumhuriyet Dönemi’nde ise Mustafa Kemal Atatürk söylevde öne çıkan isimlerdir.

Söylev Çeşitleri

Söylevler, cephede askerlerin moralini yükseltmek için yapılan konuşmalardan milletvekili, dernek seçimlerine, insanların ortak duygularını harekete geçirmeye kadar ulusal ve toplumsal hemen her konuda düzenlenebilir. Söylevlerin konusu genellikle millî ve toplumsal konulardır. Söylevler, konusuna göre hukuki, siyasi, törensel, askerî, dinî ve akademik olmak üzere çeşitlere ayrılır, bunlardan en yaygınları siyasi, askerî ve dinî söylevlerdir:

Politikacıların ulusal mecliste, kapalı mekânlarda ya da açık alanlarda yaptıkları konuşmalar siyasi söylevdir. Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Hamdullah Suphi Tanrıöver ve Halide Edip Adıvar gibi isimler bu türde olgun örnekler vermişlerdir.

Komutanların askere cesaret ve moral vermek için yaptıkları konuşmalara askerî söylev denir. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un fethinden önce yaptığı söylev bu türün en iyi örneklerindendir. Padişahların, devlet yöneticilerinin ve komutanların özellikle savaş meydanlarında yaptıkları bazı askerî konuşmalar dönemin tarihçileri tarafından yazıya geçirilmiştir.

Din adamlarının bireysel ve toplumsal sorunları dinî açıdan yorumladıkları konuşmalara ise dinî söylev adı verilir. Türk İslâm toplumunda bu tür söylevlere hutbe de denir. Hz. Muhammed’in “Veda Hutbesi” bu türün en iyi örneğidir. İslâmiyet etkisinde gelişen Türk edebiyatında Ahmet Yesevi, dinî söylev türünde en eski ve başarılı örnekleri vermiştir.

Bilim insanlarının bilimsel toplantılarda yaptıkları konuşmalara ise akademik söylev adı verilir.

Mahkemelerde hak hukuk konusunda yapılan konuşmalara hukuki söylev denir. Gerek savcıların iddianameleri, gerekse avukatların savunmaları hukuki söylevin en yaygın örnekleridir. Osmanlı Devleti’ndeki hukuk sisteminde şeri mahkemelerin başında kadılar bulunurdu. Dava, bir kişinin kadı huzurunda diğer bir kişiden hak talep etmesi ile açılırdı. Hak talebinde bulunan kişiye davacı, diğer tarafa da davalı denirdi.

Göktürk Yazıtları (Orhun Abideleri)

  • 8. yy.da yazılmıştır.
  • Kitabelerin bir yüzü “Göktürk alfabesi” ile diğer yüzleri “Çince” yazılmıştır. [“Göktürk alfabesi” 38 harften oluşmaktadır. Yazıtta bu alfabe sağdan sola ve yukarıdan aşağıya olmak üzere iki şekilde kullanılmıştır.]
  • Türklerin ilk tarihî belgesi ve aynı zamanda yazılı ilk edebî eserleri olarak kabul edilir.
  • Bu kitabeler sırasıyla Tonyukuk (716), Kül Tigin (731) ve Bilge Kağan (735) adına dikilmiştir.
  • Söylev türündeki bu eserde Bilge Kağan, Kül Tigin ve Tonyukuk yaptıkları icraatları anlatarak yaşadıkları dönemde neler olduğunu ele alırlar. Siyaset, tarih, coğrafya ve edebiyata ait birçok bilgi içeren kitabeler yabancı etkilerden uzak ve yalın bir Türkçeyle yazılmıştır.
  • Oldukça gelişmiş ve işlenmiş bir dil kullanılmıştır. Anlatımda benzetmelere, aliterasyonlara, atasözü ve deyimlere yer verilmiştir.
  • Yazıtlardan ilk kez 1709’da Strahlenberg (Şitralinberg) bahsetmiştir. 1839’da Danimarkalı dil bilimci William Thomsen (Vilyım Tomsın) tarafından bulunmuş Rus Türkolog Vasili Radlof’un yardımıyla okunmuştur. Yazıtlar, içerisindeki Çince metinlerden yola çıkılarak çözülmüş, bu çalışmalar aynı yıl bilim dünyasına duyurulmuştur.
  • Türkiye’de Köktürk anıtlarını ilk tanıtan Necip Asım’dır: Orhon Abideleri, İstanbul, 1924. En geniş çaplı çalışmayı Hüseyin Namık Orkun yapmıştır: Eski Türk Yazıtları I-IV, İstanbul, 1936-1941.
Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Mobil Uygulamamızı İNDİRİN!

Açık Lise Yazı ve Haberler

Doğru soru sormak, doğru cevaplara ulaşmanın ilk koşuludur. Yorum yazın, soru sorun, cevaplayalım.


Etiketler: ,
Eklenme Tarihi: 29 Aralık 2019

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın