Her şeyden önce hukuk hem kazanması, hem okuması, hem de iş hayatında kişiye çok ağır sorumluluklar yüklemesi nedeniyle ağır bir bölümdür. Ama gerçekten hukuk okumak istiyorsanız tüm bunlara değer, çünkü hukuk mezunu olmak toplumda farkındalık yaratır. Kendinizi hem aile, hem iş ortamında ayrıcalıklı hissedersiniz. "Bilgi güçtür, bilgili olmak güçlü olmaktır." demiş F. Bacon. Bu söze "bilginin aynı zamanda zenginlik" olduğunu ekleyebiliriz; bu nedenle insanlar bilgiye sahip olan insana saygı duyarlar.
|
Hukuk fakültelerinin sayıları -özellikle de özel üniversitelerin açılmasıyla artmış; bu durum hem fakültelerin eğitim seviyesini düşürmüş, hem de mezun sayısının artmasına bağlı olarak piyasada iş bulma sıkıntısını beraberinde getirmiştir. Bu nedenle hukuk okumaya karar vermişsek öncelilikle, kendimizi daha fazla geliştirmemiz, daha donanımlı hale getirmemiz gerektiğini bilmemiz gerekir. Bu nedenle fakülte yıllarından başlayarak kendimize bir takım meziyetler katmamız gerekecektir. Kanaatimce hukuk fakültesini ne kadar donanımlı bitirirseniz o kadar iyi yerlere gelebilirsiniz. Hem bu donanımınız sayesinde mezuniyet sonrasında daha kısa bir sürede iyi bir iş bulabilirsiniz.
|
|
Hukuk okumaya karar verdiyseniz öncelikle: “ben hukuk fakültesini bitirince ne yapmak istiyorum?” sorusuna cevap vermeniz gerekir. Seçeneklerinizi şu şekilde sıralayalım:
1- Serbest ve ya kamuda avukat olmak,
2- Hâkim – savcı olmak,
3- Üniversitede araştırma görevlisi olmak,
4- Kamu kuruluşlarında uzman yardımcısı veya müfettiş olmak.
- “Ben sadece serbest avukatlık yapacağım” diyorsanız; sadece üniversite diploması ve 1 yıl baro stajı yapmanız yeterli olacaktır. Özellikle taşradan gelen arkadaşlar için o bölgede avukatlık yapmak avantajlıdır. Küçük yerde avukat sayısı da az olur bu da çevrenizi de oluşturabilirseniz size avantaj sağlar. Kısa sürede yol alırsınız. Büyük şehirlerde ise bu süreç zorlu ve yıpratıcıdır.
- “Ben nitelikli bir insanım diyorsanız veya kolej mezunuyum kendimi geliştirdim yurtdışı deneyimim var. Uluslararası alanda büyük işler yapmak gibi hedeflerim var diyorsanız, öncelikle fakültede başarılı bir öğrenci olmanız ve İngilizcenizin ve nüfuzlu bir çevrenizin olması gerekir.
- Garantici davranıp: “ben kamuda çalışmak istiyorum diyorsanız”, KPSS (B) puanına ihtiyacınız olacaktır. Bu nedenle alan bilgilerinizin yanı sıra matematik ve tarih bilgilerinizi de taze tutmanız gerekecektir.
- “Kamuda uzman yardımcısı olmak istiyorum: ilerde bürokrat olacağım yahut siyasi olarak yükselmek gibi hedeflerim var; yahut kaymakamlık yapacağım”, diyorsanız KPSS (A)’ ya girerek hem matematik, tarih yapmanız gerekecek; hem de hukuk (40 sorudan 35 üstü net gerekir), iktisat, maliye, kamu yönetimi gibi alanlardan KPSS’de soru çözmeniz ve 90 üstünde bir puan almanız; ayrıca İngilizcenizin de 70 üstünde olması gerekir.
“Ben hâkim savcı olmak istiyorum” diyorsanız; fakültede hukuk bilginizin sağlam olması gerekir. Hâkimlik - savcılık sınavları için fakülte sonrası YGS’ ye benzer tarzda test tekniği ağırlıklı olarak, yoğun bir tempoda 1-2 yıl hazırlanmanız gerekir. Ayrıca matematik ve tarih bilginiz bu alanda da sizi öne geçirecektir. Bir de sınavı kazandıktan sonra ayrıca mülakatı geçmeniz gerekecektir. Burada devreye siyasi bağlantılar girecektir. Referans olarak o dönem hükümette hangi parti varsa onlara yakın isimler bulmanız gerekir; seçilmeniz için hükümette ve bakanlıkta hüküm sürenlerin siyasi görüşlerine yakın olmanıza dikkat ederler. Ayrıca fakülte yıllarında siyasi olaylara karışmamış olmanız, alkol alışkanlığınız olmaması hususları dikkatle incelenir; ailenizin siyasi çizgisi yine dikkat edilecek hususlardandır.
BİR ALINTI:
HUKUK FAKÜLTESİ MEZUNLARI İÇİN KPSS İLE ALTERNATİF KARİYERLER
Şunu unutmayın: Fakülteye girerken bir idealiniz varsa o ideal için sürekli bir şekilde çalışmanız gerekecektir. Öncelikle iyi bir hukuk fakültesine girmelisiniz. Kendi hocalarını yetiştirebilecek kadar köklü bir fakültede okumanızı tavsiye ederim. Ya da iyi hocaları transfer etmiş iyi bir özel üniversitede... Geçmişi olan bir fakültede kaliteli bir eğitim almanız sizi diğerlerinden ayrıcalıklı kılar. Bu bağlamda yeni kurulan fakülteleri kesinlikle tavsiye etmiyorum. Taşıma suyuyla değirmen dönmez. Kendi hocası olmayan bir fakültede kendi çabanızla hukuk mantığını oturtmanız mümkün değildir. İyi bir hukukçu olamazsınız. ‘Kötü bir doktor insanı canından eder; kötü bir hukukçu ise insanı hem canından hem de malından eder’, derlerdi bizim hocalarımız İşinizi bu nedenle de fakülte yıllarında derslerinizi ciddiye alın arkadaşlar. İş hayatına insanların hayatları, özgürlükleri, malları gibi çok önemli konularda çok büyük problemlerle boğuşacak ve kararlar vereceksiniz. Ve en ufak hatanız insanların hak ve mal kayıplarına neden olacaktır. Ve görevinizi kötüye kullandığınızda doğrudan Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılanacak ve ruhsatınız elinden alınacaktır. Çok ağır bir sorumluluk gerektirir hukukçu olmak. Bu nedenle hem üniversitede hem de mezuniyet sonrasında 3-4 senelik süreçte bıkmadan usanmadan sabırla azimle çalışmalısınız; ta ki ideallerinize ulaşana kadar…
Son yıllarda üniversitelerde hukuk fakültelerinin sayısının ve buna bağlı kontenjanların artmasıyla mezuniyet sonrası iş bulma süreci hem uzadı hem de zorlaştı. Mezun olduktan sonra özellikle Ankara, İzmir gibi büyükşehirlerde yaşıyorsanız mezun olduktan sonra 5-6 yıla kadar işinizi oturtamayacaksınız. Bunu üzülerek söylüyorum. Okurken bunu duyduğumda, insanın hayatını mezun olduktan 3-4 sene sonrasına kadar oturtamayacağı ihtimali bana da çok uzak gelmişti; üstelik hukuk fakültesi mezunu olarak… Şimdi ise durum mezun sayısının da artmasıyla daha da vahim bir hal aldı. Rekabetin arttığı ve eğitim kalitesinin de düşürüldüğü göz önüne alındığında bu durum daha da iyi anlaşılacaktır. Unutmayın ki size ne kadar çok ihtiyaç varsa, o kadar değerli olursunuz. Az olan her zaman kıymetlidir.
Durum ne yazık ki bu şekilde… Özellikle özel üniversitelerin sayısının artmasının buna etkisi çok fazla çünkü nerdeyse her ailede bir hukukçu bulunur hale geldi. Hatta anne - babası hâkim, savcı, avukat olanlara ileler çocuklarını özel üniversitelerde okutmakta. Bu çocukların mezuniyet sonrası haliyle iş çevreleri hazır olmaktadır.
|
|
Zaten eğer avukatlık yapacaksanız bu iş sermaye gücünüze ve çevrenize bakar. Dolayısıyla kalburüstü kesim iş bulma savaşına girmeden, tüm bu süreçlerde yıpranmadan hazır çevre ve iş ile doğrudan konumlandırılır. Bu nedenle bu savaş sizin savaşınız arkadaşlar… Emekçi, Anadolu çocuklarının biran önce bir yerlere gelmeleri için çalışkan ve nitelikli olmaları bir şarttır. Kendinize geleceğinize yatırım yapın arkadaşlar çalışmaktan, öğrenmekten araştırmaktan korkmayın. Aksi halde icra bürolarında uzun yıllar angarya işlerde sömürülür, harcanırsınız. Bu da sizi köreltir, hevesinizi kırar ve mutsuz eder. “Kendi büromu açarım”, dersiniz de, o da para, sabır ve çevre ister.
- “Benim annem - babam hâkim, savcı, avukat yahut zengin; özel üniversitede de okurum diyorsanız; iş hayatında sırtınız yere gelmez. Ama unutmayın bilgiye her zaman ihtiyacınız olacaktır.
- Çok çalışkansanız, 1-2 yıl kamu sınavlarına çalışma azmini sabırla gösterebilirseniz yine sırtınız yere gelmez. Geç de olsa güzel yerlere gelirsiniz.
- Çalışkan değilseniz ancak, insanlarla iletişiminiz iyi, uyanık ve zekiyseniz iyi avukat olursunuz. Çok güzel avukatlık yaparsınız.
- Sadece üniversiteyi zar zor bitirdiyseniz, en kötü ihtimalle avukatlık yapar kendi yağınızda kavrulursunuz.
Yani hukuk geniş bir alandır. İşsiz kalmazsınız elbette, geç de olsa işe girersiniz elbet ama nitelikleriniz yoksa sürünürsünüz. Angarya işler yaparsınız avukatlık değil… Piyasada zor koşullarda avukatlık yapmak zorunda kalırsınız. Sermayeniz varsa kendi işinizi kurar, işinizi oturtabilirsiniz. Bunu gerçekleştirmek küçük şehirlerde büyük şehirlere nazaran daha kolaydır.
Kötümser, karamsar bir tablo çizdiğimin farkındayım. Ama en kötüsü bu! Bunu öngörün. Tedbirinizi baştan alın. “Nasıl olsa hukuk okudum sırtım yere gelmez” demeyin; sonradan yorulup yıpranmayın. Tabi herkes için bu kötü tablo geçerli değil. Dediğim gibi küçük yerlerde çabuk büyürsünüz. Yahut sınavları 1-2 yılda kazanırsınız, ailenizin çevresi geniştir vs… bunlar istisnalar… Genel olarak hepinizi bekleyen yukarıda saydığım koşullardır.
Türkiye’de iş sahibi olmak, özellikle hukukçu olarak zordur esasında. Bu nedenle bir hatta iki dil öğrenmeye çalışın. Üniversitenin yaz tatillerinde bir şekilde yurt dışı tecrübesi edinin. Matematik - tarih bilgilerinizi her dem taze tutun. Hukuk bilginiz sağlam olsun. ÖSYM’nin tüm sınavlarını, soru tarzını bilin. Çok kitap okuyun, kendinizi geliştirin; bilgisayar ve internet beceriniz iyi olsun... İyi giyinmeyi bilin, siz konuşurken insanların sizi dinlemesini sağlayın. Gazeteleri, dergileri, sanatı, edebiyatı takip edin. Çıkan filmleri izleyin; tiyatroya, operaya gidin. Klasikleri mutlaka okuyun. Yeni çıkan kitapları takip edin. Türkiye ve dünya siyasetini takip edin. Olandan bitenden haberdar olun. Tüm bunları arkadaşlarınızla tartışın yorumlayın ülkemizin her bölgesini gezin, tanıyın. Tüm bunlar hukuka ve hukuki olaylara bakış açınızı geliştirebilmeniz muhakeme - yorum gücünüzü artırabilmeniz, derinlik kazanabilmeniz için gerekli olacaktır. Çünkü hukuk hayatın ta kendisidir. Yarın iş olarak önünüze toplumun uğraştığı sorunlar gelecek. Siyasetçilerin her gün değiştirecekleri yasaları uygulayacaksınız. Halk tüm değişiklikleri sizden duymak isteyecek. Sizden her konuda her şeyi bilmenizi isteyecekler. Bir aydın gibi kendilerini aydınlatmanızı isteyecekler. Kısacası çok yönlü olmalısınız. Çünkü en çok hukukçular arasından çıkar ülkenin kaderini belirleyen insanlar. (Bu söz, 2011 Genel Seçimlerinden sonra daha bir doğrulanmış oldu: Meclis'in 5'te 1'i hukukçu.)
Ayrıca tüm bunların yanında ve tüm bunların haricinde sizi dinlendirecek hobiler edinin. Bir müzik aleti çalabilin, bir spor dalıyla uğraşın. Dans edin halay çekin… Şimdi bana güleceksiniz ama tüm bunların çok faydasını göreceksiniz. İlla hepiniz tüm bunların hepsini yapamayacaksınız ama inanıyorum ki bu yazıyı okuduktan sonra daha bilinçli olacak, kendinize bir şeyler katmak için uğraş vereceksiniz. Kendinizi, farkındalığınızı ortaya koymazsanız, sürüden biri olursunuz. İlerde iş hayatına daha çok yorulursunuz. Arkadaşlar iş hayatı hayatın ta kendisidir. Bu nedenle kendinizi ortaya koyun arkadaşlar. Hem mesleki hem şahıs olarak hak ettiğiniz değeri başkalarından görmek istiyorsanız, önce siz bunu hak edin, önce siz kendinize değer verin. Sonra insanlardan bekleyin… Ve mesleğinize saygı duyun arkadaşlar… Başarılar diliyorum…